Her tür acının kötülüğün basit akıcı bir anlatımla aktarıldığı bir kitap. Baştan sonuna kadar merak azalmıyor. Her üç kitapta da kurgu mükemmel. Savaşın kendisi ve sonrasındaki dönemde, insanlık dışı fiziksel ve duygusal yıkımını, insanları nasıl yalnızlaştırdığını, bütün değerleri nasıl yok ettiğini görüyoruz. Büyük Defterde biz anlatıcısı tarafından ikiz kardeşlerin hiç bir değer bilgisinin olmadığı savaş günlerinde nasıl hayatta kaldıkları aktarılıyor. İkizlerin zorluklar karşısında güçlü kalmak için yaptıkları alıştırmalardan çok etkilendim. Kanıt’a başladığımızda ikizlerden Lukas ağzından onun penceresinden olanları okuyoruz şaşkınlığımız artarken Kanıt’ta şaşkınlık zirve yapıyor ve Klaus’un penceresinden yaşananları okuyoruz.
Yer, zaman,mekan bilgisi olmamakla birlikte o kadar sade güzel anlatılmış ki bulunulan coğrafya, kasveti çok net hissediliyor.
Kesinlikle okunmasını tavsiye ediyorum.