Gerçeklikle meşgul olan bilimin etkisiyle on dokuzuncu yüzyıl, onu kullanan kişiden bütünüyle koparılmış objektif dil dışında hiçbir şey istemedi. Bu, sözü yanlış bir şeye dönüştürdü. Eğer İncil'in sözleri, onları söyleyen ve uygulayan İsa Mesih'ten koparılırsa, bütünüyle boşturlar. Bütün insani konuşma, doğası gereği bir kişiyle bağlantılıdır. Yalnızca teolojik bakımdan değil, Tanrı'nın görüş noktasından da, söz kişiye eş değerdir. Kendi başına ve kendi içinde bırakıldığında objektif söz, bir nesne olma gücünden yoksunluğu yüzünden bütün ağırlığını kaybeder. Biri onu konuşan kişiden ayırmaya çalıştığından, hakikatle ilişkisini yitirir ve bir yalana dönüşür.
Gökdelenler, kentin yalnızlığa yenildiğinin belgesidir.
Daha yapılacak gökdelenlerle birlikte, bu gökdelenlerin hepsi, göğe uzanmış bir yakarışın, eşyanın yakarışının simgesi gibi, doldururlar yalnızlık belgesini. Kent, sonunda yenildi yalnızlığa. Yirminci yüzyıl, ıssız, boğuk, irin dolu bir mağaradır. Karanlığı sezebilmek için hiç yorul-mamış bir us gerekli. Artık kentle doğa tanımıyor birbirlerini: araları açık.
645. Ibn Mes'üd'dan (ra) rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) şöyle demiştir:
Size (cehennem) ateşine kimin haram olduğunu veya kime (cehennem) ateşinin haram olduğunu söyleyeyim mi? Cana yakın, geçimli, yumuşak huylu, insanlara kolaylık gösteren herkese.
(T2488 Tirmizi, Sifatul-kiyäme, 45)
644. Hz. Aişe (ra) şöyle demiştir:
Resülullah (sav) iki işten birini seçmek durumunda kalırsa, günah olmadığı sürece en kolay olanını seçerdi. Yapılacak şey günah ise ondan herkesten daha fazla uzaklaşırdı. Resül-i Ekrem, herhangi bir şeyden dolayı kendisi için asla intikam almadı; eğer Allah'ın bir yasağı çiğnenirse işte o zaman Allah için müeyyide uygulardı.
(86126 Buhari, Edeb, 80, M6045 Muslim, Fedail, 77)