Kesinlikle okuyun derim...
Üzerine uzun uzun konuşulacak bir hidayet öyküsü.
Peru'dan Anadolu'ya uzanan bir hakikat arayışı ve Rosa'nın verdiği zorlu yaşam mücadelesi, yaşanan adaletsizliğ karşı verdiği mücadele, hükümet karıştı gerilla hareketi üyeliği, bir dinden başka bir dine geçişi... Ve daha sonra hakikati bulmasına vesile olan Mısır'lı Müslüman aile ile tanışması her şeyi değiştiriyor hayatında Rosa'nın.
Rosa'nın hayatını okurken şu hadis geldi aklıma ve ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anladım: Resulullah diyor ki “Her doğan, İslam fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” (Buhârî, Cenâiz 92; Ebû Dâvut, Sünne 17; Tirmizî, Kader 5.) Rosa hayatı boyunca tek tanrının varlığına ve daima onu yalnız bırakmadığına gönülden inanıyordu. Yoksullara yardım ederken, onlar için ağlarken, onlar için mücadele ederken ve onlar uğruna hapis yatarken Allah aslında hiç elini bırakmamıştı. Gizlice ruhunu eğitmiş ve aydınlığa giden yol için Karanlıktan geçemesi gerektiğini öğretmişti ona.
Başta bu hikaynin sahibi Rosa'ya ve bunu bize ulaştıran Neşe Kutlutaş'a çok teşekkür etmek istiyorum. Bize yaşattıkları güzel hisler için, bu hakikat yolculuğuna şahit olmamıza izin verdikleri için, pes edicek olduğumuzda dik durmayı ve yola devam etmemiz gerektiğini öğrettikleri için, hayatın bir manası oluğunu hatırlattıkları için ve bunun sadece akıl ile değil akleden kalp ile mümkün olabileceğini gösterdikleri için.