kitapta olaylar iki farklı karakterin gözünden anlatılıyor.Ama karakterlerin bir araya geldikleri bir yer var ,ev... Yani ev dedikleri çalışanların abi abla oldugu hastaların da misafir edildiği bir akıl hastanesi.
Rikkat abla ve misafir Esin in kendilerini bulmaya çalışmaları daha doğrusu içlerindeki boşluğu doldurma uğraşları anlatılıyor .
Olaylar hakkinda spoiler vermek istemiyorum o yüzden oralar okuyucuya kalsin diye hiç değinmeyeceğim.
Üzerinde durulan esas konulardan biri de şu, evet bazıları var ki gerçekten akıl sağlığını yitirmiş ve tescillenmis deli onlar. Peki ya tescillenmeyenler?
Okura cok fazla ipucu veriyor kitap, çevrenize bir bakın akıllı diye dolaşan kimselere bir bakın; akıl hastanesinde olmayip tedavi görmüyor olmaları onların akıl sağlığını yitirmedigini göstermez, Rikkat abla evinde ölmüş annesiyle yaşıyor akşamları çekirdek çıtlıyorlar, Doktorlar sinirlerini duygularını sozlerini kontrol etmekten yoksunlar . Kim deli kim değil?
Nermin Yıldırım in dilini ve anlatımını olayları betimleme şeklini cok beğeniyorum, bir roman evet ama sanatsal ve samimi bir roman. Okuyucuya bunu hissettirebilmek... Usta yazarların yapabileceği bir şey, kesinlikle okunmaya değer bir kitaptı