Karlı hava insana bir durgunluk verir; etrafın sükûta kesmesiyle gönül de dingin hâle gelir. Ne coşku ne elem ağır basar, insan hâlince bakar ve yoluna mütevekkil devam eder.
İnsan, kalbinde taşıdığı yükü kader sanır; halbuki o yük ekseriya kendi suskunluğunun mirasıdır.
Sükutla büyüyen keder, vakti gelince vicdanın en derin mahzeninde feryada inkılab eder.
Her tefekkür, biraz da insanın kendisiyle ettiği gizli bir muhasebedir.
Mehmet Rauf’un Eylül romanı, aşkın sükût etmiş çehresini ve insan nefsinin gizli ihtiraslarını ince bir ruh tahliliyle aksettiren ilk psikolojik romanlarımızdandır. Suat’ın iç âleminde büyüyen yasak muhabbet, sessizlik ve tereddüt içinde derinleşir; kelimelere dökülemeyen hisler, vicdan ile arzu arasında mütereddit bir hâl alır. Müellif, haricî vak‘alardan ziyade kalbin titremelerine eğilir ve okuru, insan ruhunun mahrem ve melâlli dehlizlerinde dolaştırır...