Fatma Ceylin Yüzgeç

Fatma Ceylin Yüzgeç
@Nilyecimsi
Yıldırımlar yaratan bir ırkın ahfadıyız!
yazmadım seni daha, sevmeye ayırdım tüm zamanları, yazmaya bu yüzden vaktim olmadı. ben düşünmeye başlayınca seni -ki bu bir önceki düşünmenin sonundan çok öncedir- inan ki dağlar, taşlar, inan ki bulutlar, yağmur ve kar toprakla su ve gökyüzü, güneş ay ve yıldızlar onlar da benimle birlikte ve onlar da benim kadar seni düşünürler... hep dalgınım bu günlerde saati cezveye koyup yumurta tutuyorum, bir gün takvime bakmasam yılı unutuyorum. aklım başıma gelmiyor, başıma çarpmadan dallar yolda yürürken dalıp dalıp gidiyorum. nisan'a kaç var diyorum saati sorarken. hiç böyle olmamıştım. bilenlere sordum; 'aşk bu' dediler..."
1000Kitap
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tarihlere sorun ki bize "Ölmez Türk" derler.
Bozkırın Ritmi ve Mehteran Sesi Türklerin askeri müzik serüveni, İslamiyet öncesi dönemde "Tuğ" ve "Nevbet" geleneğiyle başlar. Hunlar ve Göktürkler döneminde davul ve boru gibi enstrümanlar, hakanın hâkimiyet sembolü olarak kabul edilmiştir. Bu gelenek, Osmanlı Devleti ile birlikte dünyanın ilk ve en eski ordu bandosu olan Mehterhane-i Hümayun’a dönüşmüştür. Mehter müziği, sadece bir moral kaynağı değil, aynı zamanda psikolojik bir savaş unsuruydu. Kös, davul ve zurnanın heybetli sesiyle icra edilen marşlar, "üç ileri bir geri" olarak bilinen vakar dolu yürüyüşle birleşerek Osmanlı ordusunun gücünü dünyaya ilan etmiştir. Bu tınılar, Avrupa müziğini de derinden etkilemiş ve Mozart, Beethoven gibi bestecilerin "Alla Turca" (Türk Tarzı) eserler vermesine ilham kaynağı olmuştur. Islahattan Cumhuriyete: Armoni Mızıkası 19. yüzyılda, II. Mahmud döneminde ordunun modernize edilmesiyle birlikte mehterhane yerini Batı formundaki Mızıka-i Hümayun’a bırakmıştır. Giuseppe Donizetti (Donizetti Paşa) gibi isimlerin öncülüğünde, Türk askeri müziği polifonik (çok sesli) bir yapıya bürünmüştür. Bu dönemde bestelenen "Mahmudiye" ve "Mecidiye" marşları, modern Türk marş geleneğinin ilk adımlarıdır. Milli Mücadele dönemi ise marşların birer bağımsızlık manifestosu haline geldiği zirve noktasıdır. İstiklal Marşı başta olmak üzere; "İzmir Marşı", "Sakarya Marşı" ve "Hoş Gelişler Ola" gibi eserler, cephedeki askerin azmini ve milletin hürriyet sevdasını notalara dökmüştür. Bugün Türk askeri marşları, hem mehterin kadim köklerini hem de TSK Armoni Mızıkası’nın modern ve çok sesli kalitesini bünyesinde barındırır. Bu marşlar, birer askeri düzenleme olmanın ötesinde; geçmişin zaferlerini bugünün kararlılığına bağlayan, vatan sevgisini ritimle harmanlayan ortak bir hafızadır.
1000Kitap
Asker tabura,alesta vira. Bosalar fora, Apiko dora.
Cenk sanatımız,su meşhedimiz. İhyayı vatan hep maksadımız. Korkumuz yoktur, pirimiz Nuh’tur. Ölüm ne demek maksat fütuhtur. Haydin gidelim,derya gezelim. Vatana millete hizmet edelim. Asker tabura,alesta vira. Bosalar fora, Apiko dora. Hava mizanı,gemici canı, Evvelce söyler şiddet ve zanı. Deniz cambazı,asker mümtazı İlk üstadımız Barbaros Gazi
Alıntı
Hürmet sana ey şan dolu sancağım Baştan başa arza hakim ol şahım ... Türk ordusu Türk ordusu sayende Sakarya'da kurtuldu şan otağım ... Dünyalara bedeldir mah cemalim Allahıma emanettir Kemalim
Alıntı
Dadaloğlu der ki halim yamandır Dağ başları yine toz dumandır Hak bilir ya bugün hodri meydandır Tutmak gerek geçitleri belleri Dadaloğlu
Alıntı