Mor Sandıktaki Yazılar

Mor Sandıktaki Yazılar
Dağınık Piyano Klavyeleri ve Mor Sandıktaki Yazılar adlı kitapların yazarı ve aynı zamanda da okur
"..Bir özgürleşme hikayesi yazmak için yola çıkmışken neden üzücü bir hikaye anlatıyormuş gibi hissediyorum?" ************** Cevap belkl de:"Çünkü bazı hikayeler, bir yerde acı veriyor"
Sayfa 19·Kitabı okudu
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Şu anda okuduğum kitaptan bir Alıntı: Bana edebiyatın gerçeği izah etmeye çalışmaması, sadece onu resmetmesi gerektiği söylendi, ben de onun yaşamını izah etmek ve anlamak için yazıyorum. Bana edebiyatın asla kendini tekrar etmemesi gerektiği söylendi ama ben hep aynı hikayeyi yazmak istiyorum, baştan bir daha, bir daha, bir daha yazmak istiyorum, onun gerçekliğine ait parçalar görünebilir olana kadar aynı hikayeye dönmek, ardında gizlenenler sızmaya başlayıncaya kadar onu delmek istiyorum. Bana edebiyatın duyguları vitrine çıkarmaması gerektiği söylendi, ben de bedenin ifade edemediği duygular fışkırsın diye yazıyorum. Bana edebiyatın asla bir siyasi manifestoya benzememesi gerektiği söylendi, bense şimdiden cümlelerimin her birini bir bıçağın ucunu sivriltir gibi sivriltiyorum. Çünkü artık biliyorum ki edebiyat adını verdikleri şeyi, onunki gibi yaşamlara ve bedenlere karşı inşa ettiler. Çünkü artık biliyorum ki ona dair ve onun yaşamına dair yazmak, edebiyata karşı yazmaktır...
Sayfa 15·Kitabı okudu
"...Mutluluğu görmek beni mutluluğun yıkımına yol açan adaletsizliği de görmeye mecbur bıraktı..."
Sayfa 10·Kitabı okudu
9/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2026 31. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 08:39
Ben bu hafta bir hikâyeye misafir oldum. Bazı insanlar hayatın içinde yaşar, bazıları ise sadece orada durur. Bu kitap tam da “orada duran” insanların hikâyesi. Kitap Adı: Vestiyer Yazar: Aysun Uzal Sayfa Sayısı: 186 Tür: Roman Bazı kitapların hikâyesi zihninizde asılı kalır. Tıpkı vestiyerde unutulmuş bir ceket gibi… Vestiyer de okuduktan sonra zihnin bir köşesinde asılı kalan kitaplardan biri. Bu kitapta kendini arayan ama bir türlü bulamayan insanların hikâyesi var. Başka hayatlarda kaybettiklerini arayanların, eksik kalan yanlarını tamamlamaya çalışanların hikâyesi… Sayfalar ilerledikçe farklı hayatlara tanıklık ediyorsunuz. Kimi hikâye sizi düşündürüyor, kimi “Ne hayatlar var…” dedirtiyor, kimi ise içinizde hafif bir hüzün bırakıyor. Ama bütün bu hikâyelerin ortak bir sorusu var: Sevgi nedir? Gerçekten sevmek nasıl bir şeydir? Kitabın adı aslında anlatmak istediği duyguyu çok iyi yansıtıyor. Çünkü gerçek hayatta da bazı insanlar sanki bir vestiyerde unutulmuş gibi değil mi? Okurken şunu düşündüm: İnsan bazen bir yerde sadece “orada bulunmak” için var olduğunu, aslında ait olmadığı bir hayatın içinde kaldığını sonradan fark ediyor. Kitaptaki en etkileyici cümlelerden biri ise şuydu: “Herkes uyum içinde olabileceği birini arar da nedense en uyumsuz olanını seçer.” Kitaptan bazı alıntılar: - “Yani gerçekten kendine verdiğin değer bu mu?” - “Güvenimi yerle bir eden bu yıkıcı sese pasif bir direnişten öte itiraz edemiyordum.” - “Bunları düşününce yine içine acıma karışmış o sevecenliğe dönüyordu duygularım.” - “İnsanlar dürüstlükten öcü gibi korkuyor abi, işte bütün mesele bu.” - “Ayrılığın asıl nedeni bu mu? Devrik bir Tanrı olması mı yoksa?” - “Her şeyi kurgulayacak güce sahipsem dışarıyı niçin değiştiremiyorum?” - “Kötülüğünün karşılığında kötülükle mukabele
VestiyerAysun Uzal · Gece Kitaplığı · 20191 okunma
DEĞERSIZ GİBİ GÖRÜNEN Gözümüze değersiz gibi görünen anlar vardır Kimi zaman derin derin düşündüren Kimi zaman ise, boşver dedirten. Giden ve gelen her olaya o kadar çok takarız ki, kendimizi unuturuz Nerede kalmıştık? Dünde mi? Şu anda mı? Kalıplara sığıdırdıklarımız mı, taşanlar mı? Tatlı yalanlar mı, acı gerçekler mi, değerli olan? Bulsak mı ki, artık cevapları? Aylin Özgür