olmayan bir şeyi arıyordum. Tıpkı en nihayetinde elde ettiğim yalnız ve özgür hayatı yaşamaya çalışırken, bir türlü nasıl olması gerektiğine karar veremeyip sade diye şikayet ederek veya gösterişli diye korkarak var olmayan bir şeyi aradığım gibi…
Sevmekten vazgeçmek elimde değildi artık. İstediği kadar o benim varlığımı bile unutmuş olsun; saatler saati aynı odada bulunduğumuz hâlde bana bir kez bile bakmasın. İstediği kadar bana eteğinin ucuyla bile dokunmaktan kaçınan, beni şöyle bir görse pis bir şey görmüşçesine hemen başını çeviren anlı şanlı bir hanımefendiye kendini kaptırmış olsun... Onu sevmekten vazgeçmek elimde değildi.
Benim içimde de, daima var olacağını zannettiğim birçok şey yok oldu, onların yerini alan yenileri ise, o sırada tahmin edemeyeceğim yeni üzüntülere ve yeni mutluluklara yol açtılar; buna karşılık, eski üzüntülerimi ve mutluluklarımı da şimdi anlamakta güçlük çekiyorum.
Aslında kimse, onu yaşarken hayatının en mutlu ânını yaşadığını bilmez.
...ruhlarının bir yanıyla bu andan da güzelini, daha da mutlu olanını ileride yaşayacaklarına inanırlar.