Biriken ne varsa sözler arkada kalmış,
O çok sevdiğin dünyanın katı huyu,
Şimdi ne yana dönsen buz tutmuş
kanatların, gövdende onca diken.
Yollan kar kaplamış, donmuş göl,
ne sen bir yere varırsın artık ne seni
bekleyen tren.
Üşümüşüm ...
Bu yaklaşan kışla değil,
Deniz ürpertisi, göğün alacasıyla değil,
Ellerimin soğukluğu hep bir kalabalıkta.
Kaçışının gizini gönlünde tuttuğun
Bilisiz aşkı
(nı) ver bana!
Üşümeyeyim ...
Ölüm dansı söylencesi soruları ışıklandırır
ve her konuşmadığımızı hep susmaklı yanıtlarımızı
en gelecekte bir küçük limana dek daha ne kadar
ve kim için süsleyerek, taçlandırarak, biriktirip
avucumuza kapayacağımızı-