“ Yaşam alanı denildiğinde aklımıza sadece dört duvar evlerimiz gelmemeli. Tasarruf dediğimizde tek amacımız cebimizdeki parayı artırmak olmamalı. Bilinçli tüketimden anladığımız, paketlerin üzerindeki etiketleri okumaktan, çevre bilinci dediğimiz şey saksıdaki çiçeklerimize iyi bakmaktan ibaret olmamalı. Bütünü görebilmek için hayatımıza mikroskoptan değil, teleskoptan bakar gibi bakmalıyız.“
“ bana kalırsa küçük yaşlardan itibaren çocuklara okullarda, gençlere üniversitelerde ve hatta yetişkinlere çalıştıkları kurumlarda aşırı tüketim konusunda bilgilendirici eğitimler vermek, uzun vadede bu hastalığın gerilemesine ve hatta yok olmasına vesile olacaktır.“
“(Tüketim toplumu) Mutluluğu hep bizde olmayan, dışarıdan satın almamız gereken ve kısa sürede tüketilen bir ürünmüş gibi lanse eder. “Mutlu mu olmak istiyorsunuz? O zaman kendinizi şımartın ve kendinize ipek bir gömlek alın. “Mutluluk eşittir ipek gömlek. “Moraliniz mi bozuk? Mutlu olmaya mı ihtiyacınız var? Canınız mı sıkkın? Üzülmeyin, alışveriş merkezimiz saat ona kadar açık. “Mutluluk eşittir yeni bir çift ayakkabı, bir saat, bir ev eşyası, bir mobilya…İşte tüm ürünlerin altında yatan mesaj ve o mesajı bizim algılamamız bu şekilde olur.”
“ Tüketim toplumu her gün, her saniye önümüze koyduğu uyaranlarla algı ayarlarımızda oynuyor ve bunuda genellikle bize kendimizi eksik hissettirerek yapıyor, çünkü kendini artı ve eksileri ile, güçlü yanlarıyla ve zayıflıklarıyla bir bütün olarak gören hiç kimse kendini ispatlamak için tüketime yönelmez.“