Güneş, her gün 17 x 10¹⁵ kilovat-saat değerinde ısı yayıyordu.
Bu inanılmaz miktardaki ısı akışı, Dünya'daki bütün bitkilere güç veriyordu ve bu bitkilerin ince güneş panellerine benzeyen yaprakları güneş ışığını biyolojik kütleye ve fiziki harekete dönüştürüyordu. Bitkiler de karşılığında, sayısız çeşitlikteki faaliyetleriyle yașamın gürültü ve patırtısını Dünya'nın en uzak yerlerine kadar tașıyan hayvanlara enerji sağlıyordu.
"Bilim bize hiçbir şeyi göz ardı etmememiz ve küçük ayrıntıları küçümsemememiz gerektiğini öğretir. Zira, büyük şeyler küçük şeylerden oluştuğu gibi, aslında küçük ayrıntılarda çoğu kez büyük şeyler gizlidir."
Tam tersine Yaratan, küçük bir elma ve Dünya da dahil, yaratmış olduğu her şeyde daima var olmuştu, vardı ve var olacaktı. Gittikçe yaşlanan ünlü doğa felsefecisi (Newton) heyecanla şunları söylüyordu: "O ölümsüz ve sonsuzdur; her şeye gücü yeter ve her şeyi bilir. Ebedi ve ezelidir. Varlığı sonsuzdan sonsuza uzanır."
"Güneş, gezegenler ve kuyruklu yıldızlardan oluşan bu en güzel sistem, ancak zeki ve güçlü bir varlığın bilgisi ve hâkimiyetiyle işleyişini sürdürebilir."
O dönemde Newton, en ünlü denklemi ve onun insanı şaşırtan sonuçları üzerinde iyice düşünmüş ve șu itirafta bulunmuştu: "Göksel olguları kütleçekimi kuvvetiyle açıkladık, ancak bu kuvvvetin nedenini belirlemedik."