Giriş Yap
Tuco Herrera
@Nordavind
Tuco Herrera tekrar paylaştı.
264 syf.
·
3 günde okudu
·
Beğendi
·
10/10 puan
Taşkale her tip suçlunun yaşadığı bir hapishane. Taşkale'nin C-6 koğuşunda Reco Dayı, Casper, Sıçan, Candan İleri, Asım Abi, Mesut Hoca ve aralarına sonradan eklenen Barana kalmaktadır. Hepsi bir cinayetten dolayı içeri girmiştir. Hepsinin süresi bellidir lakin sonradan aralarına katılan Barana müebbet almıştır. Kim olduğu, ne suç işlediği bilinmeyen, sürekli gardiyanlar tarafından dövülen Barana sessizdir, kimseyle konuşmaz, kimseye hikayesini anlatmaz. Eserin anlatıcısı koğuşta kalanlardan biri olan Mesut Hoca’dır. Sürekli dayak yiyip tepki göstermeyen Barana’nın derdini öğrenmek isteyen Mesut Hoca’nın dinmeyen merakı okuyucuya da sirayet eder. Bu merağın neden olduğu gerilim, romanı okur açısından eşsiz kılar. "Zaman kaçırılmış, heba edilmiş bir fırsatlar toplamıydı." Eserde zaman kavramı önemli bir yer tutar. Nitekim hepsi zamanı doldurmak için yaşamak zorundadır C-6 koğuşunda. "Taşkale’ye giren herkes eninde sonunda hikâyesini birilerine anlatırdı. Çaresiz, kural buydu. Geçmek bilmeyen zamanı hızlandırmanın bir yolu da başından geçenleri anlatmaktı...." Her defasında hikâyelerini değiştirerek aktaran koğuştaki mahkumlar yani yazarımızın deyimiyle " Hikayesi yarım kalan insanlar bu dünyanın en hazin insanlarıydı belki. ". Mesut Hoca’nın Barana'ya olan ilgisi her geçen gün artmaktadır. Onu göz hapsinde tutar adeta. Yediği dayaklara rağmen susmayı tercih eden Barana'ya akıl sır erdiremez. Hayattan bu kadar kopması, bir insanın kendine bunu niçin yaptığına inanası gelmez. Ta ki kızıl bir saç telinin peşine düşen Barana için değişim başlar. Kendi hayallerini yaratan Barana’nın hayata tutunmasını sağlar bu kızıl saç teli. Yine suskundur ama yazmak isteyerek duygularını açığa vurur. "Yazmak, konuşmanın susturulmuş, bir kağıt üzerine hapsedilmiş halinden başka neydi ki zaten." Barana yazdığı mektuplarda şairane bir dil kullanarak içindekilerini ve sevdiği kadına olan özlemimi dışa vurur. "Merak etme beni. Dert etme. Birine 'iyiyim' der gibi, sarılır gibi birine, öper gibi birini. Gözlerini kapatır gibi. Ellerini nereye koyacağını bilemez gibi. Zerefşan gibi, meşe palamudu gibi, sakura gibi, kum gibi, kum zambağı gibi, çöllerin çölü gibi... Bir derdi içeride tutar gibi unut beni artık. " Romana adını veren ‘Kara Sis’, Taşkale’deki cezaevine havalandırmadan sızan göz gözü görmediği kara dumandır. Ara ara çöken o kara dumanın herkes için anlamı farklıdır. Yazar birbirine bağladığı düğümleri yine kara sisin çöktüğü bir gün açmaya başlar. O kadar çok şey anlatasım var ki ama eserin gizemini de bozmak istemiyorum. Kitabı okumayanlar için büyü kaybolmamalı. "Adalet sessizce çekilmişti topraklarımızdan. Gazeteler ve televizyonlar gerçekleri saklıyorlardı. Dışarının içeriden bir farkı kalmamıştı. İnsanların her zamankinden daha çok umuda ihtiyaçları vardı."Bu romandaki mahkumların umut ve umutsuzluk arasında değişen duyguları, Kemal Varol'un kalemiyle muazzam aktarılmış. İyi ki yolum kesişmiş Kemal Varol'la.
·
1 yorumun tümünü gör
Reklam
·
Reklamlar hakkında
Tuco Herrera tekrar paylaştı.
Cehennem korkusu olmasa, Kilise'nin gösterişçi zenginliği ve amansız gücü, açıktan açığa sorgulanabilirdi çünkü kutsal kitabın öğretileriyle açık bir tezat oluşturuyordu.
·
1 yorumun tümünü gör
Tuco Herrera tekrar paylaştı.
Muhammed erken Hıristiyanlık teolojisinin değil, bu teoloji­den ayrılan Semitik Süryani Kilisesi'nin ve doğal olarak bu Hı­ristiyan çevrenin ürünüydü. Muhammed sonrası İslam ilahiyatçı­ları Cahiliye adını verdikleri bu dönemi, yeni İslamlaşmış Arap halkına unutturmak için ellerinden geleni yaptılar.
·
2
5261
52,6bin öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.28.11