fascination mind

fascination mind
@Nostalgiangel
Dil insanın yarattığı bedendir.
Puan vermedi·135 syf.··
Beğendi
·
2017 5. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2017 00:00
" Fotoğraf benim için bir aktivizm türü değil, bir uzmanlık bile değil. Fotoğraf benim hayatım. Fotoğrafı, fotoğraf çekmeyi, makinemi elime almayı, kadrajı seçmeyi ve ışıkla oynamayı seviyorum. İnsanlarla birlikte yaşamayı, toplulukları, hayvanları, ağaçları ve kayaları gözlemlemeyi seviyorum. Benim fotoğrafçılığım bütün bunların bir toplamı ve şu ya da bu bölgeye gitme kararlarımın rasyonel olduğunu iddia edemem. Bu benim derinliklerimden gelen bir ihtiyaç gibi. Beni tekrar yola çıkmaya ve başka yerlere bakmaya sevk eden şey, fotoğraflama arzusudur. Sürekli yeni fotoğraflar çekme arzusudur. " Fotoğrafı ve yaşadığımız dünyayı biraz daha tanımak ve anlamak adına keyif veren bir okuma...
Toprağımdan YeryüzüneSebastiao Salgado · Everest Yayınları · 201744 okunma
Selamlar yazı bay salgado ya mi ait
Reklam
Dostoyevski, adamdır!
Bilinmeyen ve duyumsanmamış bir algı ve o algının bağlı olabileceği olgu kaybedilebilir mi? Ya da eksikliği hissedilebilir mi? Yunan filozofları harekete teşvik eder. Bizleri, bitkilerden düşüncesel ve/veya bedensel hareketle ayırırlar. Toprağın sıkıca sarıp sarmaladığı tohum ise bunlardan habersizdir. Doğa ananın kucağında gelişmeye ve oluşmaya devam eder. Yıldızların dansına tanıklık etmez veya kuşların sesi ona ulaşmaz. Ama hepsine hükmeden güce karşı gelir. Doğanın kalbinden söküp aldığı saf gücü ile yer çekimine karşı koyar. Her şey onun aleyhine olsa bile yükselmeye başlar. Kavak ağaçları en kusursuz karşı koyanlardır. Ağırlığı ve yaşlılığı ile bile yamulmaz. Hatta ana gövdeden ayrılan dalları bile yamulmaz. Hep dik bir şekilde karşı koyar ve göklere yükselir. İşte, o zaman bakar dünyaya! Artık yıldızlar ışıklarıyla ilk önce onları yıkamaya başlar. Kuşlar seslerini, onların dallarından güç ve denge alarak dışavurur. Ah, bizler ne yoksun varlıklarız! Her şeye aklımız erer, ama böyle yüce güçler ve güzellikleri bünyemizde barındıramayız. Ta ki Dostoyevski doğana kadar. Artık kuşların uçuşunda ya da yıldızların parlaklığında veya ağaçların güçlerinde gözümüz olmaz. Karanlıkta sevgiyi ararız. Ay'ın ışığında gerçekler ile yıkanırız. Rüzgârın sesinde doğrularımız için çabalarız. İnsanların dünyasında umutlarımız için yaşarız. Dostoyevski sayesinde de tüm bu güzel-çirkin benliğimizi anlarız. Her şeyin ve her birimizin hem içindedir, hem de bizlerin dışında kalır. İnsanoğlu olmasaydı bile, Dostoyevski var olurdu.
yazı kime ait acaba bilginiz var mı
Önceki 1 yanıtı göster
ne kadar guzel fakat algılamam icin tekrardan okuyacagım daha sonra paylaşıyorum izninizle
1 yanıtı göster
Dostoyevski, adamdır!
Bilinmeyen ve duyumsanmamış bir algı ve o algının bağlı olabileceği olgu kaybedilebilir mi? Ya da eksikliği hissedilebilir mi? Yunan filozofları harekete teşvik eder. Bizleri, bitkilerden düşüncesel ve/veya bedensel hareketle ayırırlar. Toprağın sıkıca sarıp sarmaladığı tohum ise bunlardan habersizdir. Doğa ananın kucağında gelişmeye ve oluşmaya devam eder. Yıldızların dansına tanıklık etmez veya kuşların sesi ona ulaşmaz. Ama hepsine hükmeden güce karşı gelir. Doğanın kalbinden söküp aldığı saf gücü ile yer çekimine karşı koyar. Her şey onun aleyhine olsa bile yükselmeye başlar. Kavak ağaçları en kusursuz karşı koyanlardır. Ağırlığı ve yaşlılığı ile bile yamulmaz. Hatta ana gövdeden ayrılan dalları bile yamulmaz. Hep dik bir şekilde karşı koyar ve göklere yükselir. İşte, o zaman bakar dünyaya! Artık yıldızlar ışıklarıyla ilk önce onları yıkamaya başlar. Kuşlar seslerini, onların dallarından güç ve denge alarak dışavurur. Ah, bizler ne yoksun varlıklarız! Her şeye aklımız erer, ama böyle yüce güçler ve güzellikleri bünyemizde barındıramayız. Ta ki Dostoyevski doğana kadar. Artık kuşların uçuşunda ya da yıldızların parlaklığında veya ağaçların güçlerinde gözümüz olmaz. Karanlıkta sevgiyi ararız. Ay'ın ışığında gerçekler ile yıkanırız. Rüzgârın sesinde doğrularımız için çabalarız. İnsanların dünyasında umutlarımız için yaşarız. Dostoyevski sayesinde de tüm bu güzel-çirkin benliğimizi anlarız. Her şeyin ve her birimizin hem içindedir, hem de bizlerin dışında kalır. İnsanoğlu olmasaydı bile, Dostoyevski var olurdu.
yazı kime ait acaba bilginiz var mı
Evet, var. Ben yazdım, hanımefendi.
2 yanıtı göster
zihninde imgeler dölleyen bir adamın şair oluşu bir anlam ifade etmiyor benim için... abartılı hayallerin meçhul çocukları bizi neden yarattın baba diye sorduğunda şaire... vereceği bir cevabı yoksa Evet, benim için yaptıklarının bir değeri yoktur...
Yarattıktan sonra neden yaptığının ne önemi var ki? Ona göre mi şekil almak isteyecekler, yoksa ona göre mi kendilerini anlayacaklar? Bence, şairden çok çocuklar sıkıntılı.
Önceki 2 yanıtı göster
yo zayıflıkla ilgisi yok sadece ben ifade ederken kendi içimdeki karmaşayı yansıtıyorum.. bu sebeple olması mümkün.. ben teşekkür ederim :)
zihninde imgeler dölleyen bir adamın şair oluşu bir anlam ifade etmiyor benim için... abartılı hayallerin meçhul çocukları bizi neden yarattın baba diye sorduğunda şaire... vereceği bir cevabı yoksa Evet, benim için yaptıklarının bir değeri yoktur...
Yarattıktan sonra neden yaptığının ne önemi var ki? Ona göre mi şekil almak isteyecekler, yoksa ona göre mi kendilerini anlayacaklar? Bence, şairden çok çocuklar sıkıntılı.
yarattıktan sonra neden yaptıgının ne onemi var derken :) oradaki baba kelimesinin altında tanrı yanılgısı ve sanrılarla var olan bir durum.. konu inanıp inanmamakla ilgili degil bir şeyi sozcukler aracılıgıyla savunmak da degil... soylediklerinin davranıslarınla çelişmesi makul olmalı ve marjinal bir imaj olarak mı algılanması mı gerekiyor yani... kısacası sunu soyluyorum... dilin ozune ihanet etmedigin surece soylediklerinin bir degeri olmalı buradaki dilden kastımda sadece sozcuklerden ibaret degildi..
2 yanıtı göster