"Benim geri dönmem gerek,"dedim titreyerek.Uçurum mavisi gözleri gözlerimde kaldı;sanki aklı ve ruhu da gözlerimde kalmıştı."Evime dönmem gerek ."
"Korkma,"dedi Efken tanın kokusuna emanet gibi taşıyan gür sesiyle ,"Onu senin için öldüreceğim."
Ardından yüzümü avuçları arasına alarak gözlerin içine bakmam için kafamı yavaşça yukarı kaldırdı.Babam uzun boylu ,zayıf ama kollarında sağlam kasları olan bir adamdı ;yaşını neredeyse hiç göstermezdi .Lisede olduğum zamanlar sınıf arkadaşlarımın babama nasıl baktıklarını,babam hakkında olan müstehcen konuşmalarını hatırlıyordum.
"Zehrinin tesiri ne kadar kuvvetli olursa olsun , karların altına gömülüp derin bir uykuya yatsan bile ateşimin sesini duyup ,bana şifa olmak için geleceksin."
Karanlık, adamı var eden bir roman yazarının parmaklarını saran mürekkep lekeleriydi.Ormanda,ağaçların sıklaştığı o koyu korulukta,biraz evvel sönmüş ateşin dumanı gri bir hayalet gibi ormanın içinde yayılırken ,yere serdiği çalı çırpının üzerinde oturuyor,önünde duran teraziyi son derece dikkatli,bir o kadar da tehlikeli mavi gözlerle izliyordu.