Gözüm de karaydı, bileğim de pek. Her beladan nasibimi aldım severek ve isteyerek. Ölümün koynuna atıldığım gece kırk beşimdeydim. Hayat boyu kimselerin veremeyeceği o müthiş kararı verdim.
Soğuk ve buz gibi bir kış gecesinde yaşayamadığım hayallerimle evlendim. İmzamı ranzalara kazıdım ben. Sayfalar dolusu kitaplar evlilik cüzdanım oldu. Nikâhıma, bütün hasretlerimi çağırdım. Geceler şahidimdir, dilsiz duvarlara konuştum. Evetler gözyaşım, hayırlar her daim isyanım oldu.
Ve nice aylar sonra anladım ki ağırlaştırılmış müebbet yedim. Şimdi, gençken kıvır kıvır olan siyah saçlarımdan eser yok. Bu alın yazım, kaderimmiş diyorum. Her aynaya baktığım da, o soğuk kış gecesinin bıçak kadar soğuk ayazında alnıma kondurduğu korkunç izleri seyrediyorum..."
Kırış kırış şimdi yüzüm. Saçlarım ak pak. Geçen gün Gardiyan Osman dalga gecer gibi tekrar söyledi, ömür boyu içerideymişim.
Güldüm sadece!
Derinden üzüldüm.
Gözyaşlarım içime aktı, dakikalarca sustumm...