Nupel

İnsan, bir akşamüstü kambur yorgunluğuyla çiçeklerden, aşklardan, evlerden, sevgilerden, yollardan, ağaçlardan ve dağlardan vazgeçtiyse işte o akşamın ilerleyen saatlerinde ölmüş demektir.
Reklam
İnsanın bir yere seneler boyu tıkılması, cezası bitince azabı ortadan kaldırmıyordu. En büyük ceza ne kanunların ne de Allah'ın hükmüydü, yaşamaktı. Azabı iliklerine dek, yemeğinde, suyunda , bağında, dağında görmekti.
Ev, gitmek için gücünü yitirenlerin, dönmek için çaresiz kalanların yeri.
Tarih, tarihi yazanların umudu değil, onu okuyanların umuduydu. Bu bekleyişte umutla hırpalanıp gidiyordu insanlar.
"Kitap okuyun, dünyanızın halı vakti yerine gelir."
Reklam