Ve yine ki bu deli rüzgarlar, bu başımı döndüren yağmurlar yok mu? Hani damlalar böyle yavaş yavaş ıslatır zemini, aynı gözümüzden akan her bir yaşın yanaklarımızı ıslattığı gibi. Peki ya o yağmurun sesi, o yağmurun hava da bıraktığı nem, toprakta bıraktığı koku ne mucizedir ki insanlığa hissetmeleri hiç bahşedilmiş. Peki ya efil efil esen rüzgarlar. Bir sonbahar sabahında o rüzgarlar estiğinde, o kurumuş rengi solmuş yaprakların kımıldanışı… Bazen hırçın bazen sakin ama bir o kadar içimizi rahatlatan, tenimizi saran rüzgar. Zamanı geldiğinde beni de savurur musun ait olmak istediğim yere?