Bu hapishanede çirkin dedikodular, sapıklıklar, rüşvet gibi şeyler olmadığı gibi herkesin kendine ait bir odası vardı. Nefret kusan gardiyanların yerine eğitimci gardiyanlar vardı. Buranın en güzel yönlerinden bir tanesi de kütüphanesinin olmasıydı. Zengin bir milyoner bağışlamıştı kütüphaneyi ve mahkumlar istediği gibi kitap okuyabiliyorlardı.
Aile refah kurumu Welcom'un ailesine her geldiğinde annesinin çocuklarına bakamayacağını iyice anladılar ve aileyi dağıtma kararı aldılar. Çocuklar ya aile refah kurumuna ya da evlatlık isteyen aile varsa onlara gideceklerdi. Welcom'u durumu iyi bir aile aldı. Welcom bu aileyi seviyordu ve bu ailenin oğluyla kardeş gibiydiler. Burada çok iyiydi, fırsatını bulduğunda annesi ve kardeşlerini ziyaretine gidiyordu. Çok geçmeden devlet, kardeşlerinin hepsini evlatlık olarak dağıtmaya karar verdi. Annesi artık iyice çökmüştü, sonunda bütün kardeşlerini bir yere verdiler. Annesi de Kalamazoo'daki akıl hastanesine yatırdılar.