Her yaşam milyonlarca seçim ihtiva eder. Kimi büyük,kimi küçük. Fakatbir kararın yerine başka bir karar geçtiğinde, bütün sonuçlarda değişir. Dönüşü olmayan bir sapma gerçekleşir ve bu da başka sapmalara yol açar...
"Benim burada ne işim var ?" Diye düşündüğünüz oldu mu hiç? Bir labirentin içindeymişsiniz ve kaybolduğunuzdan eminmişsiniz de, her bir dönemeci kendiniz yarattığınız için bu tamamıyla sizi suçunuzmuş gibi hissediğiniz? Üstelik dışarı çıkmanızı sağlayacak bir çok yol olduğunuda biliyorsunuz çünkü labirentten çıkmayı başarmış,dışarıda gülüşüp oynayan insanların seslerini duyuyorsunuz. Çalı çitlerin arasından arada bir görüyorsunuz onları. Yaprakların arasından gelip geçen şekiller halinde. Öyle mutlu görünüyorlarki onlara değil, bu işi onlar gibi yapamadığınız için kendinize kızgınsınız. Oldumu hiç? Yoksa bu labirentte kalan bir tek benmiyim?
Cezasını çekmek zorunda olduğunu ve zaten bir şey yapacak iradeye, zihin açıklığına ve, lanet olsun, enerjiye sahip olmadığını söyleyen bir depresyon yüzünden
Yunus Emre çok hoş ...
"Dervişlik olaydı taç ile hırka, bende alırdım otuza-kırka"diyor.
Zahir çok kolaydır,zahire mahkûm olunur ise kalp kararır.
Kalbin karardığını da iki varlık bilir...
Yahut bir varlık bilir!
Allah bilir....
Ve insan bilir....
Kalbin karardığını başka kimse bilmez.