Ah, ah...Osmanlı Devleti çalkalanıyordu. Yeniçeri Ocağı giderek güçleniyor, halka zulümler ediyor, yağmalıyor ve insanları sokak ortasında rahatlıkla katledebiliyordu. Sultan Osman yeniçerileri sevmiyordu özellikle Hotin kuşatmasından sonra yeniçerileri ortadan kaldırma düşüncesi kesinleşmişti. Ancak yeniçeri zorbaları daha önce davranmıştı. Bir gün Genç Osman yediule zindanlarında onlarca Cellatla boğuşarak Şehit olmuştu. Yürekleri dağlayan, insanı gözyaşlarına boğan bir hadiseydi. Yapılmayacak şeyleri yapmışlardı. Sürüklemişler, insanlara ibret olsun diye çırılçıplak dolandırmışlardı. Bu kadar yoldan çıkmışlardı işte. Bir padişaha böyle yapıldığı nerede görülmüştü? Öldürüldükten sonra bile burnu ve kulakları kesilmiş, adeta Hz Hamza'yı anlatan bir hikaye çıkmıştı ortaya. Tüm bunlar olurken bir Şehzade içindeki yangına rağmen olanları tüm kiniyle izliyordu. Gün gelecek, Sultan Osman'a yapılanların hesabını bir bir soracaktı, işte O kişi Sultan IV. Murad'tı.
Bir zat bir Rüya görmüştü. Bir ay batacak, daha sonra bir güneş doğacak ve her yeri aydınlatacaktı. Osman'lı eski huzuruna ve güvenliğine kavuşacaktı. Dilden dile yayılan bu rüya bakalım IV.Murat'a nasip olacak mıydı? Onu nasıl bir akıbet bekliyor olacaktı? Sonrası, sonra.