nur

nur
@Nuurrrsy
𓆝 𓆟 𓆞
Öğrenci
akdü
19 okur puanı
Mayıs 2021 tarihinde katıldı
@Nuurrrsy·
·
sabitlendi
Milyonlarca halk bedenen, ruhen, fikren ve ahlaken çürüyor da, hiç kimse bu kokuşmuşluğu görmüyor. Herkesin karakteri bozulmuş veya herkes bu yozlaşmışlığa alışmış da bunu doğal bir durum sanıyor sanki. Ama bu böyle mi olmalıdır?
Alıntı
Monet aynı köprüyü, aynı göleti, aynı nilüferleri defalarca resmetti. Çünkü aslında hiçbirini ikinci kez görmedi. Işık her gün değişiyordu. Su aynı yerde duruyor görünse de gökyüzünü her an farklı taşıyordu. Monet'nin peşinde olduğu şey nesneler değil, kaybolmak üzere olan anlardı. Onun tablolarında zamanın sesi vardır. Çok dikkatli bakarsanız bir öğleden sonranın yavaşça akşama dönüşünü duyabilirsiniz. Belki de bu yüzden Monet'nin resimleri insana huzur vermez. Daha çok bir şeyi kaybetmeden önce son kez seyretmenin hüznünü bırakır.
Sanat
Caravaggio'nun keskin ışıkları karanlığa çarptığında, sahnenin köşesinde hep gölgeli bir yüz gizlidir. Yakından bakıldığında bu yüzün çoğu zaman Caravaggio'nun kendisine ait olduğu söylenir. O karanlık köşeler, sanatçının hayatındaki kaçışları, saklandığı sokakları ve af dilemeyen hırçınlığını taşır. Her tabloya kendini bir günahkâr gibi iliştirmiştir; "buradayım ama görünmüyorum" dercesine..
Sanat
Edward Hopper kalabalıkları çizdi ama hep yalnızlığı anlattı. Nighthawks'ta bir diner vardır. İçerisi aydınlık. İnsanlar var. Ama kimse birbirine ait değildir. Masalar doludur... ama bağ yoktur. Hopper'ın tabloları şunu fısıldar: Bir yerde bulunmak, oraya ait olmak değildir.
Sanat