Birinin ilk neyini unutursun? diye sordu.
Ellerini dedim.
Ah, “ellerini… diye cevapladı.
“Ne kadar derin bir cevap.”
Çünkü dedim; eller, bir insanın en sessiz hikâyesidir. Dokunduğu yerler, sıktığı eller, tuttuğu kalem, okşadığı saç... Hepsi orada kalır. Ama dediğim gibi, “unutulur”
Bir gün birinin elini tutarsın, avucunun sıcaklığı, parmak uçlarındaki titreme, damarlarının mavi izi... Hepsi capcanlıdır. Sonra zaman geçer, yüzü hâlâ hatırlarsın ama “ellerini” ararsın zihninde, boş kalır.
Sen kimin ellerini unuttun?