Ancak siz de çok iyi bilirsiniz ki, bu halkın cehaleti de kocaman bir okyanus gibidir. Milyonlarca köylünün derin ve kara cahilliği karşısında, biz oralara sadece çok az bilgi sahibi olan yeni yetme öğretmenleri göndermekle yetiniyoruz.
Kısacı, ‘Bunu da biz ürettik’ diyebileceğimiz hiçbir şeyimiz yok! Yurdumuza her şey yurtdışından ithal ediliyor. Hem de nasıl? El yakıyor değil mi? Bu eşyalar çok pahalıya mal olduğundan, ederlerini peşin ödeyemiyoruz. Yabancı mallarını ancak taksitle satın alabiliyoruz. Bunun neticesinde de bu eşyaların fiyatları kat be kat yükseliyor. Ama biz gene gereksiz ve abartılı övünmelere devam ediyoruz: “Bizim ülkemiz dünyanın en zengin ülkelerinden biridir” diyoruz. Buna mukabil insanlarımızın nasıl bir hayat yaşadıklarına dikkatle bakın! Düşünün ki, yüz milyonlarca insan ve koskoca halk eğitimin nimetlerinden tamamen mahrum ve yoksun bir durumdadır.
“Okullarda çocuklara doğru düzgün bir eğitim vermiyorlar. Hayatı anlamanın metodunu öğretmiyorlar; insanların ruhlarında gizlenmiş olan duyguları uyandırmıyorlar. Milyonlarca insanımızın beyinleri, işlenmemiş çorak topraklar gibi duruyor, hiçbir ürün vermiyor.”