Sitemkâr mektubunu aldım. Dünyada şimdiye kadar hissetmediğim bir üzüntüyle okudum. Sen bundan evvelki mektupta aşçıdan veresiye yemek yediğim akşamın ertesi günü Behice Hanım yine gelip teklifini tekrar ettiğinde hırsımdan, hiddetimden ağladığımı yazışımın güya artık sefalete katlanamayacağım gibi bir manaya geldiğini zannederek malum teklifi kabul de özgür olduğumu yazıyorsun. Bilemem ki sadakatte sebatımı nasıl yeminlerle sana ispat edebilirim. Lakin yemine ne hacet! Sen bilirsin ki gönül denilen şey ikiye bölünemez. Sen bilirsin ki aşk ortak istemez. Sonraki saadete tamah edip de bugün Behice’nin teklifine razı olmak tıpkı sonra şifası bulunacağı ümidiyle bugün zehir yemeye razı olmak demek olduğunu bilmeyecek kadar ahmak olmadığımı sen de teslim edersin.