OkuNisa

OkuNisa
@OkuNisa
6 okur puanı
Haziran 2015 tarihinde katıldı

OkuNisa

, 2022 okuma hedefini ekledi.
2022 OKUMA HEDEFİ
0/20 kitap - %0 tamamlandı
Henüz kitap okumadı
20 kitap
0 sayfa
0 inceleme
0 alıntı
Bir gün Küçük prens,"Onu dinlememeliydim," diyerek itirafta bulundu bana. "Çiçeklere asla kulak vermemeli insan.Onları yalnızca seyretmeli ve koklamalı.Çiçeğimin güzel kokusu bütün gezegeni sarmıştı ama buna bile sevinemedim.Şu pençe meselesine sinirleneceğime şefkat duymalıydım ona." Ķüçük Prens içini dökmeye devam etti: "O zamanlar hiçbir şeyi anlamıyordum.Onu söylediklerine göre değil yaptıklarına göre değerlendirmeliydim.Etrafına güzel kokular yayıyor,ışık saçıyordu.Ondan asla kaçmamalıydım.Onun o küçük hesaplarının ardındaki gizli sevecenliğini anlamalıydım.Çiçekler öyle çelişkilidir ki ! Bense çiçeğimi sevmeyi bilemeyecek kadar küçüktüm o zamanlar." ‍️
Sayfa 39·Kitabı okudu

OkuNisa

, bir kitap okudu
10/10
·112 syf.·
Beğendi
·
2021 5. kitabı
Antoine de Saint-Exupéry
8.8/10 · 279,6bin okunma

OkuNisa

, bir kitabı yarım bıraktı
Sâmiha Ayverdi
8.4/10 · 1.046 okunma
Irmağın kaynağı çok uzaklarda sisler arasında dikilen yüce dağlarda olmalı. Tepelerinden kar eksilmezmiş. Boğazın en ucundaki köye kadar minibüsle geldim. Dağ köylüleri ile yolculuk ettim. Ne düşündükleri belli olmayan, az konuşan, sakalları uzamış, boyunlarında lamba şişesi taşıyan köylüler. Irmak beni yakaladı. Bazan eğilip suyundan içtim, bazan belime kadar girip içinde dolaştım. Kendimi derin yarlara, çalvanlara, meşe yapraklan ile yarpuzların kokusuna bıraktım. Alabalıklar, toy kuşları ve çiğdemler gördüm. Sularda oynaşan ışıkları, bu ışıklar altında türlü renklerle parlayan çakıl taşlarını seyrettim. Yürüdüm. Daracık patikalardan, insan ayağı basmamış kumsallardan geçtim. Dağ keçileri ile karşılaştım, kaya güvercinlerinin vahşî, tedirgin, çırpıntılı kalkışlarına baktım. Irmağa ve Veysel'e teşekkür etmeliyim. Su yüzünü yüzüme tutuyor, gözlerimin pası alınıyor. Akşamı ve ırmağın şarkısını dinliyorum. Yıldızların nasıl eğilip yeryüzünü selâmladığını, yaban lâlelerinin boyun büküşünü, vakur kayaların sükûn içindeki hareketini. Bir kalbim olduğunu duyuyorum. Ağlıyor ve yalvarıyor. Lime lime olan bakışım bütünleşiyor. Bir su sineğinin pul kanatları üzerinde her şey bir anda ay-dınlanıveriyor. İçinde olması gereken bir şeyin kaybından hangi mağaraların ücrasına saklandığımı, oradan hiç çıkmamak üzre kendime dâvalar aradığımı anlıyorum. Herşeyi tamamlayacak olan o şey. Ancak onunla varolabilirim. Irmak bir başlangıç. Bir düş. Ama bir yol ve bir yoldaş. Ne tabiat parçası, ne çiftlik hayali. Ne kaçıp gitmek, ne ekip biçmek. Sefer de içimde, tahayyülüm de.