Tek bildiğim adamın yüzünde gördüğüm üzüntünün beni fiziksel bir acının görüntüsünden daha çok rahatsız ettiğiydi. Üzüntü bir hastalık gibi gelmişti bana ve bulaşıcı olabileceğinden endişelenmiştim.
Burada şeyler eskiyor, bozuluyor, ölüyordu. İnsan yaşamının her yanı karanlıkla sarılıydı. Nasıl başa çıkabiliyorlardı bununla?
Yavaş okumadan kaynaklanan budalalıkla, diye düşündüm. Ancak budala kalarak başa çıkabilirlerdi bu karanlıkla.