Yüzüme bak
Ve yüzümü hırpala
Yüzümü değiştir, dağlı bir anlatım bırak
Sen
Her hafta oğlunu leğende yıkayan hayat
Yaban, diri memelerinden ısırmak
Dudaklarındaki tuzu dudaklarıma almak için
Çok oldu tepelere vurdum kendimi
Bulutlara karıştım ve karanlık kahvelerde
Tıraşı uzamış adamlardan
Huylarını öğrendim senin.
Bak, ölüm güzü kıskanıyor
şimdi ıssızdır onun sevimli kedisi
ve herkes onun el değmedik yerleri olduğunu sanıyor.
uzayor defterine uğrayan kan lekesi
senin kuşların olurdu mevsimi yolculuklara çağıran
içli taşra kızların, gizemli eviçleri
kapıların olurdu korkudan çok denizlere açılan
o denize açılan ellerin nerde şimdi
yine bir güz büyümekte kanında gölgelerin
o üzünç orduları tarlalar çiğnemekte
bak, ölüm güzü kıskanıyor
mevsimi aşka çağıran kuşların nerde senin
güze el değdirmeyen ellerin nerde?