Bazen bir isim ekranda belirince kalp yerinden çıkacak gibi olur ya…
Sanki bütün sustukların bir anda konuşmaya başlar, bütün “geçti” sandıkların yeniden kanar. Uzun zamandır yoktu hayatımda, suskunluğu bile alışkanlık olmuştu. Ama aradığını görmek… İçimde sakladığım o çocuğu uyandırdı. Meğer ben hâlâ onu, bıraktığı yerde seviyor muşum.
Sonra öğrendim ki engellemiş.
İnsan birini severken neden aklını kapatır da kalbini sonuna kadar açar?
Neden en çok sevdiğine karşı en savunmasız olur?
Sevgi aptallaştırmaz aslında…
Sevgi, insanı çıplak bırakır. Gururunu indirir, duvarlarını yıkar, “belki”lere inandırır. Sen güçlü olduğunu sanarken bir ses, bir bildirim, bir hatıra seni darmadağın edebilir. Çünkü gerçekten sevmişsindir. Gerçek sevgi, insanı cesur yapar ama aynı zamanda kırılgan.
Canımın yeniden yanması onun gidişinden değil, benim hâlâ içimde taşıdığımdan.
İnsan unutmadığı için değil, içinde yarım kalanları olduğu için sızlar.
Bazı insanlar hayatımıza kalmak için değil, bize ne kadar derin hissedebildiğimizi göstermek için gelir.
Şimdi anlıyorum…
O beni engellemiş olabilir ama ben kalbimi engelleyemem.
Ben sevdim. Hem de korkmadan, hesap yapmadan, yarınını düşünmeden.
Kaybeden kim bilmiyorum ama ben sevmiş olmanın utancını değil, ağırlığını taşıyorum.
Ve belki bir gün kalbim biri için yine yerinden çıkacak gibi olacak…
Ama bu kez beni yarım bırakmayan biri için.
Çünkü insan sevince aptallaşmaz;
İnsan sevince gerçek olur.