Aslında bu sitede sadece okuduğum kitapları not alacaktım ama bu kitabı okuyunca fikir değiştirdim. Yazım 3 konudan oluşacak ve bunların biri övgü diğer ikisi ise eleştiri olacak.
Övgüyle başlayacak olursak her ne kadar bir tarih kitabı olsa da bir roman kadar akıcı, sade ve anlaşılır bir dille yazılmış. Bu yönüyle güzel bir kitap.
Eleştiriye gelecek olursak; öncelikle kitaptaki fotoğraflarla sayfada bahsedilenler arasında bir uyumsuzluk söz konusu. Bu giderilirse daha anlamlı bir çalışma olabilir. Fotoğrafların altındaki yazıları okuduğumda sürekli sayfada anlatılanlarla bağ kurmaya çalıştım ancak bunu başaramadım.
İkinci eleştirim ise; yazarın 109. sayfada yer alan “..Nitekim aynı güruh, Ermenilere yaptığı gibi Müslümanlara da zulmedip..” cümlesiyle 1915 yılında çıkarılan Tehcir Kanunu ile Türklerin, Ermenilere zulüm yaptığını iddia ederek sınırını aşması. Koskoca Profesör’ün Doğuda katledilen, tecavüze uğrayan, fırınlarda yakılan insanları bilmiyor olması imkansız sanki. Bana burada bir algı çalışması var gibi geldi ve son derece rahatsız oldum. Hani derler ya bir hata her şeyi götürür diye. Benim nezdimde de buradaki bir yanlış ifade kitabın bütün özelliğini kaybetmesine neden oldu.
Sinek ne kadar küçük olursa olsun yemeğin içine düştü mü illa mide bulandırır..