Eser Afganistan ın içine düştüğü derin kuyuda halkının aldığı ağır manevi yaralara çarpıcı bir şekilde değinirken,ülkede kopan fırtına da sürekli ordan oraya savrulan çocukları ve çocukluğu trajik bir şekilde ele alıyor.Yazarın diğer eserlerinde olduğu gibi(Bin Muhteşem Güneş,Ve Dağlar Yankılandı) psikolojik olarak da sarsıcı olaylara değinirken okuyucuyu olayların içine çekerek sürüklüyor ve gerçekten bu kadarı da olmaz denilebilecek münferit hikayeleri gün yüzüne çıkarıyor.Yazarın eserinde de ifade ettiği gibi"Afganistan da çocuk çok ama çocukluk yok."
Muazzam bir dosluk hikâyesi demek isterdim fakat korkaklığın vicdanen insanın ömür boyu yakasını bırakmayan acısını anlatan,zamanında gösterilmeyen vefa, minnet ve sadakat gibi duyguların sonradan insanı yüreklendirse de pek bir işe yaramadığını vurgulayan bir hikaye.
Zamanında gösterilmeyen hiç bir duygu ve değerin kıymeti olmaz düşüncesi baskın geliyor nihayetinde...