Bir X gönderisinde paylaşılan "İstemem eksik olsun" sitemli şiiri okuduktan sonra tanıştım bu kitapla.
Sitemi, duruşu ve yansıttığı erdemli davranışlarla dürüst insana özlem uyandıran bir karakter: Cyrano de Bergerac; yüzünde kendinden daha ünlü burnu ile usta bir şair, kılıç ustası ve hiçbir makamdan ürkmeyen cesur bir adamdır. Laf ebeliği ile ağız açtırmayan kelime ustası Cyrano, yakınları tarafından pek sevilmese de erdemlilik ve dürüstlük üzerine birçok ders kazandırıyor. Hem bize hem kendi hayatına...
Her türlü kılıç ustasını yerle bir etmiş, yenildiği savaş olmayan bu cesur savaşçı, kalbine ve yüreğinde olan savaşta galip çıkamamıştır. Fiziksel kaygılar cesur kahramanımızı etkilemiş. İlk okurken sadece bir kılıç ustası ile ilgili bir hayat hikayesi karşılaşacağımı beklerken, hayatın beklenmedik tatlı anlarından biriyle karşımıza çıkıyor.
Bu hayat yolunda, Cyrano sadece fiziksel engelleriyle değil, içsel mücadelesiyle de bizlere çok şey öğretiyor. Ve her ne kadar zaferleriyle tarihe adını yazdırsa da, insanın en büyük düşmanının kendisi olduğunu bir kez daha hatırlatıyor. Yürek ve zihin, cesur bir savaşçının en güçlü silahıdır.
Bu hikaye bana ünlü kurgusal şövalye karakteri Lancelot'u anımsattı :)
Bu kitaptan beni büsbütün etkileyen başka bir kitaba kadar tüm yıldızım Cyrano de Bergerac için
Son olarak gerçeğe kıymet veren, karşıtlarının ağzından bile olsa sağlam gerekçeler dinlemeyi seven, gerçek karşı taraftan yana olduğunda haksız çıkmaya dayanabilecek kadar makul olan insanlarla tartışın.
Haklı çıkma isteği insanın doğal kötülüğüdür. Bu kitap özelinde yorum yapmam gerekirse haksız olmak insanı toplumda küçük düşürür ve insanı iradesinin başa çıkamadığı şeye iter: Kibir.
Kitap "Savaşta her şey mübahtır." mottosuyla tartışmada haklı olmaya dair 35 hile ve örnekten bahsediyor. Diyalektiğe dair her türlü örneği görebilirsiniz. Özellikle içinde alıntılar ve kitap önerileri yeni bir okuma yolculuğuna sürüklüyor.
Beklentim iyi bir kişisel gelişim kitabından halliceydi ancak daha iyi olduğunu görmek daha etkileyici. Kitabın finali beklediğimden daha etkileyici.
"Gerçeğe kıymet veren, sağlam gerekçeler dinlemeyi seven, gerçek karşı taraftan olduğunda bile haksız çıkmaya dayanabilecek kadar makul olan insanlarla tartışın."
Barış gerçeğin kendisinden daha değerlidir.
-Voltaire
Hayy bin Yakzan’ı okurken bir yandan felsefeyle, bir yandan da insanın varoluşuna dair kadim bir sorgulamayla karşılaştım. Kitap Aristoteles felsefesinin etkisinde yazılmış. Eserin merkezinde, insanın akıl yoluyla Tanrı bilgisine ulaşabileceği fikri yer alıyor. Bu da yasak ilişki sonucu dünyaya gelen bir bebeğin yaşamı üzerinden ele alınıyor.
Beni en çok etkileyen kısım, Hayy’ın doğa içindeki yalnızlık sürecinde, hiçbir dış rehber olmadan düşünerek, gözlemleyerek yorumlamalarıydı. Bu bölüm, insan aklının sınırlarını ve potansiyelini gösteren güçlü bir alegori gibi.
Eserin etkisi sadece kendi döneminde değil, sonrasında da hissedilmiş. Kurgusal bir karakter üzerinden felsefi fikirlerin anlatılması, sonradan Rousseau’nun Émile’inde veya Robinson Crusoe gibi eserlerde gördüğümüz bir geleneğin öncüsü.