S

"Biz kendimiz olmayı değil, 'onaylanmış biri' olmayı seçtik. Bu yüzden ne kadar başarılı olursak olalım, içimizdeki o tatminsiz boşluk hiç dolmuyor."
​“Ben neden sevmediğim bir toplulukta bile gülümsemek zorunda hissediyorum?” dediğinizde çocukluğunuzdan beri uyumlu olmanın iyi, hatta başarılı insan olmakla bağdaştırıldığını fark edersiniz. Gülümsemek kibarlık değil, küçük bir hayatta kalma stratejisine dönüşmüştür belki. ​Ben neden dinlenmeye ihtiyacım olsa bile hiçbir şey yapmadığımda kendimi kötü hissediyorum?” dediğinizde durmanın tembellik, yavaşlamanın suç gibi hissettirilmesinin üzerinizde bıraktığı baskıyı görürsünüz.
Erich Fromm’a göre modern birey özgür doğar ama özgürlüğünü “nasıl düşünmesi gerektiği” söylenmiş bir formata uyumlayarak yaşar. Çoğu kişi bu yüzden kendi sorularını bile sormaz çünkü doğduğu andan itibaren başkalarının cevaplarını taşır.
Alıntı
"Mağdur olma lüksü olmayanlar bilir ki, dünya potansiyelinize değil, sonuca bakar. Bazılarının devam etme ve kendini aramak yerine inşa etme motivasyonu buradan gelir."
Alıntı
Rıza Mühendisliği kavramı, modern toplumun görünmez iplerini elinde tutan bir mekanizma olarak karşımıza çıkar; öyle ki satın almak istediğimiz eşyalar, beğendiğimiz tipler, gitmek istediğimiz huzurlu coğrafyalar, sonuna kadar arkasında durmak istediğimiz davalar, hele de o savaşlar... Belki de pek çoğu dâhiyane bir bilinçaltı mühendisliğinin ürünüdür, kim bilir? İşte bu belirsizlik, rıza mühendisliğinin en büyük başarısıdır; çünkü birey, kendisine dikte edilen bir fikri veya arzuyu dış bir baskı olarak değil, kendi iç sesi ve hür iradesi olarak algılar. Edward Bernays’in temellerini attığı bu teknik, kitlelerin psikolojik açıklarını ve bilinçaltı dürtülerini kullanarak, toplumsal onayı laboratuvar ortamında üretilen bir "ürün" haline getirir. Sonuç olarak bizler, kendi tercihlerimizi yaşadığımızı sandığımız o konforlu alanlarda, aslında çoktan tasarlanmış bir algı haritasının içinde, rızası ustalıkla inşa edilmiş yolculara dönüşürüz.
Alıntı