S

Bir omurga meselesi...
"Aldatmayı yalnızca 'mutsuz ilişkinin bir sonucu' olarak görmek meseleyi hafife almaktır; zira sadakat, her şey yolundayken değil, asıl kriz anlarında test edilen bir karakter sınavıdır. Mutsuzluk meşru bir ayrılık gerekçesidir ancak asla bir ihanet biletine dönüşemez. Kişi maruz kaldığı şartlardan dolayı değil, kendi mayasındaki dürüstlük ve empati yoksunluğundan dolayı aldatır. Bu yüzden ihanet, ilişkinin gidişatıyla ilgili bir 'durum' değil, kişinin omurgasıyla ilgili kalıcı bir 'duruş' sorunudur."
Alıntı
"Huzur, bir gün aniden kapını çalan davetsiz bir misafir değildir; senin her gün ilmek ilmek dokuduğun bir sığınaktır. Kimse senin yerine gelip o dağınıklığı toparlamayacak. O içindeki boşluğu, başkalarından beklediğin onaylarla değil; ancak kendi sınırlarını çizerek, kendine verdiğin sözleri tutarak ve aynadaki yüzüne şefkatle bakarak doldurabilirsin. Belki bugün her şey mükemmel olmayacak, ama bugün attığın o küçücük ve titrek adım, yarın yürüyeceğin sağlam yolun ilk taşıdır. Unutma; en sağlam kaleler, bir gecede değil, sabırla ve inatla üst üste konan taşlarla yükselir."
Alıntı
"Neden çocukken günler bitmek bilmezken, büyüdükçe yıllar göz açıp kapayıncaya kadar geçer? Nörobilim bunu beynin enerji tasarrufu mekanizmasıyla açıklar: Rutin, beynin 'otomatik pilota' geçmesine neden olur; zihin, tekrarlanan ve bilindik olayları yeni bir anı olarak kaydetmeye değer görmez, bu da zaman algısını sıkıştırarak koca bir yılı hafızada tek bir günmüş gibi hissettirir. Buna karşılık her yeni deneyim, beyinde taze nöral bağlantılar kurarak zamanı öznel olarak yavaşlatır ve 'genişletir'. Dolayısıyla uzun ve dolu bir yaşamın sırrı takvim yapraklarında değil, konfor alanının bittiği yerdedir; rutini her kırdığınızda, biyolojik saati bükerek hayatınıza, akıp giden değil, hafızanızda iz bırakan 'yaşanmış' anlar eklersiniz."
Alıntı