Bir mektuba nazaran güya Türkiye Cumhuriyeti o havalide sekizyüz kişinin katline emir vermiş ve bunlar içerisinde Şeyh Said'de varmış. Bu haberi de para karşılığında elde etmiş. Bundan kurtulmak isteyerek önceden hazırladığı isyanı yapmaya mecbur olmuş. Bu isyanı yapmaktan maksadı da Şeriat'ı teminden ibaretmiş.
Diğer bir vesikada hilafet ve şeriatın Abdülmecidin oğullarından birine verilmesi istenmektedir.
Bu alıntıyı özellikle paylaşıyorum. Çünkü bazıları tarihi tek cümlelik etiketlerle bitirdiğini sanıyor. Şeyh Said’i anlamadan “isyancı” demek kolay; hilafetin kaldırıldığı, şer’î düzenin tasfiye edildiği bir dönemde yükselen itirazı görmek zor.
Şeriat talebini suç gibi sunmak bugünün ezberi olabilir; fakat inandığı nizama sahip çıkmayı korkusuzca dile getirmek herkesin harcı değildir. Herkes güce sadakati över, inanca sadakati konuşan azdır.
Tarih, kazananların attığı başlık değildir sadece. Bazen kaybedenlerin dirayetinde saklıdır.
Değerli abim bu sözün altına sözün müellifinin ismini yazsanız daha iyi olmaz mı? Bu güzel hakikatlerin kime aid olduğu bilinmesi cihetiyle yazmak sanki daha makul olur. Zira bizler ancak sözü olduğu gibi nakletmekle mükellefiz.
Yoruma bir ifade bırakın bende size Kuran'dan rastgele çıkan ayetti yazacağım.
Bakalım hangi ayet size çıkacaktır. Hem okumaya da vesile olalım
Kaynak:
Feyzü'l Furkân
Geri dönüş yapmadıklarım olduysa tekrardan yorum yazabilirsiniz. Gözden kaçabiliyor.
Elhamdülillah vesilenizle pek çok ayet okundu...
Katılım için teşekkür ediyorum 🌿
Fussilet-13:
Meali: (Resûlüm! Hâlâ imandan) yüz çevirirlerse de ki: “Âd ve Semûd (kavimlerin)in yıldırımı gibi (mahvedecek) bir yıldırıma karşı sizi uyardım.”