İlk iki kitap, derin karakter analizleri, sürükleyici olay örgüsü ve güçlü temalarıyla okuyucuları kendine bağlamıştı. Ne yazık ki, serinin bu son kitabı, aynı etkiyi yaratmakta zorlanıyor.
Kitap, yine ustaca örülmüş bir dünya sunuyor ve yazarın dil kullanımı, atmosfer yaratma konusundaki yeteneğini bir kez daha ortaya koyuyor. Ancak, hikayenin temposu yer yer yavaşlıyor ve bu da okuma deneyimini sekteye uğratıyor. Karakter gelişimleri, önceki kitaplara kıyasla daha yüzeysel kalıyor ve bazı önemli olaylar, beklenen duygusal derinliği yansıtamıyor.
Özellikle, serinin önceki kitaplarında gördüğümüz yenilikçi anlatım teknikleri ve sürprizli dönüm noktaları, bu kitapta yeterince güçlü değil. Bu da, okuyucunun kitaba olan ilgisini azaltıyor ve hikayeye tam anlamıyla dalmasına engel oluyor.
Tüm bunlara rağmen, “Dura Mater” serisinin bu kitabı, sadık okuyucular için yine de okunmaya değer. Serinin ana temalarını ve karakterlerini takip edenler için, hikayenin gidişatını görmek ve bazı sorulara yanıt bulmak önemli olabilir. Ancak, yeni okurlar için seriye ilk iki kitapla başlamak ve daha sonra üçüncü kitabı değerlendirmek daha uygun olabilir.