Eternal

Eternal
"Ayakkabısı lastik. pantolonu yamalı, saçı kör makas ile alınan çocukları sevindirin." youtu.be/oGPvjTJrMeM youtu.be/bK-cMOn7fXU
Cahil
Ütopya
Ütopya, 1 Ocak
417 okur puanı
Haziran 2018 tarihinde katıldı
*Yalan*zeka*yetenek*emek*kader*şans.
* Yalan Tohumdur. Bire kırk verir.Verdigi kırkın her biri bir tohumdur ki o da bire kırk verir. * Bilgi de tohumdur. Bire yüz verir. Verdigi yüzün her biri Bir tohumdur ki; sana bilgelik, torunlarına da ilham verir. * Zeka Sudur. Tohumları yeşertir.Yalanı da bilgiyi de. * Yetenek Topraktır. Ne ekersen onu biçersin. Ekmezsen üzerinde ayrık otları biter. * Emek Güneştir.Tohuma da suya da toprağa da hayat verir.. *Kader Çadırındaki kilim gibidir. İpliğini Ulu Manitu verir Sen dokursun. Deseni sendendir,renkleri Tanri'dan. * Şans Doğal gübredir. Boktan bir seydir yani. Ne zaman nereye düşecegi belli olmaz. Kilimine düşerse kirletir. Desenini değiştirir. Her seyi bom... eder. Oysa toprağına düşerse besler.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
PEYNİR, ZEYTİN, SOĞAN VE KURU EKMEK Mustafa Kemal Paşa ve kurmay heyeti Erzurum Kongresi’nce yeni kurulan “Heyeti Temsiliye” ye seçilirler. Heyeti Temsiliye giderlerinin de hazırlanan yönetmelik gereğince Müdafaai Hukuk Cemiyetince karşılanması gerekir. Fakat Kongre sona erdiğinde, Müdafaai Hukuk Cemiyeti’nin kasasında yalnızca 80 lira bulunmaktadır. Oysa Sivas’a gidilecektir. Erzurum Belediye Başkanı Zakir Efendi, 100’er liradan Sivas’a kadar dört yaylı araba kiralayabileceğini söyler. Mustafa Kemal Paşa ve beraberindekilerin para, hesap ve alışverişlerini yürüten Mazhar Müfit (Kansu) Bey olayın sonrasını anlatır: -“Akşam yemeğinde Mustafa Kemal Paşa yine Sivas yolculuğuna konuyu getirerek, -‘Hazır mıyız?’ -‘Elimizde çürük çarık üç otomobil var. Karoserleri berbat, körükleri yırtık pırtık, lambaları da yok. Karpit yakacağız. Geceleri yola devam etmek zorunda kalırsak, karpit de dayanmaz. Burada karpit tedarik etmenin de imkânı yok.’ -‘Çürük çarık, lambalı lambasız gideceğiz, ancak üç otomobil hepimizi ve eşyamızı taşımaya yeterli mi?’ -‘Tabiî yeterli değil.’ -‘Rauf, Süreyya, Hüsrev, Raif Beylerle sen, Cevat Abbas ve Muzaffer otomobillere taksim oluruz. Şeyh Fevzi Efendi için de yer ayrılır. Kendisini Erzincan’dan alırız. Recep, Zühtü, Hayati, Memduh ve diğer subay arkadaşlarla eşyalarımız da arkadan araba ile gelirler.’ -‘Güzel Paşam. Bende böyle düşünüyordum. Ancak üç dört arabaya ihtiyacımız var. Bugün Belediye Reisi ile görüştüm. Bize ucuza araba temin edecek. Fakat 400 lira kadar bir paraya ihtiyacımız olacak. Tabiî yol boyunca ve Sivas’ta da paraya ihtiyacımız olacak. Kasamız ise belli.’ Kaşlarını çatarak ve dişlerini sıkarak gözlerini masanın üzerinde duran kahve fincanına dikti ve hafif sesle, -‘Evet, bir de para meselemiz var…’ Onun bu anını ve bu
'Angut'un Sadakati' Herkesin haksız bir şekilde kullandığı bir ifadedir ‘Angut’ Biri laftan anlamayınca, boş boş bakınca ya da aptallık edince hemen ‘Angut musun?’ der günümüzün insanı. Angut’un aslında bir kuş olduğunu bilmeyen bir sürü insan var ülkemizde… Özelliği nedir bilir misiniz? Angut kuşunun eşi öldüğü zaman yanına o anda başka bir yırtıcı hayvan veya bir insan gelse dahi gözlerini bir dakika bile eşinin ölüsünün üstünden ayırmadan o da ölene kadar onun başucunda bekler… İşte bu canlının yaptığı en büyük ‘Angut’luk budur. Ayrıca bu olay bütün Angut kuşları için geçerlidir, arada bir görülen bir şey değildir. Dişi olsun erkek olsun bütün Angut kuşlarının çok ürkek bir hayvan olmasına rağmen, eşinin ölüsünün başında bekleyen Angut kuşuna elinizi uzatsanız dahi oradan kaçmaz. Hani derler ya ‘Angut gibi bakmasana’ diye… Keşke herkes Angut gibi bakabilse değer verdiklerine. Bundan sonra bazılarına ‘Angut’ demeden önce bir kere daha düşünün. Bir “Angut” bile olamayan o kadar çok insan var ki artık günümüzde!
Üniversite profesörü, öğrencilerine su soruyu sorar; – “Var olan her şeyi Tanrı mı yarattı?..” Bir öğrenci ayağa kalkar ve cevaplar. – “Evet, her şeyi Tanrı yarattı!..” Profesör sorusunu yineler ve öğrenci yine “Evet efendim” diye cevaplar… Profesör devam eder. – “Eğer her şeyi yaratan Tanrı ise kötülüğü yaratan da Tanrı’dır… Çalışmalarımızda uyguladığımız kesinleştirme prensibine göre de kötülüğü yaratan olduğuna göre, Tanrı kötüdür…” Çocuk, profesörün bu mantık yürütmesi karşısında şaşırır ve yerine oturur… Profesör, Tanrı’nın insanların içinde yarattığı bir efsane olduğunu aklı sıra kanıtlamış olmaktan mutludur… Bunun üzerine başka bir öğrenci ayağa kalkar ve profesöre şu soruyu sorar: – “Soğuk var mıdır sayın Profesör?..” Profesör şaşırır: – “Nasıl bir soru bu böyle?.. Tabii ki var” diye cevaplar… “Sen hiç soğukta üşümedin mi?..” Bunun üzerine çocuk şöyle söyler: “Hayır profesör, aslında soğuk yoktur… Fizik yasalarına göre gerçek hayatta biz ‘sıcaklığın yokluğu’na ‘soğuk’ adını veririz… Aslında soğuk diye bir şey yoktur… O sadece sıcaklığın yokluğunda duyumsadıklarımızı tarif etmek için ürettiğimiz bir kelimedir” der ve devam eder. – “Karanlık var mıdır profesör?..” Profesör cevap verir: – “Tabii ki vardır… Sen hiç karanlıkta kalmadın mı?..” Çocuk bir kez daha atılır: – “Korkarım gene yanılıyorsunuz Sayın Profesör… Çünkü esasında karanlık diye bir şey de yoktur… Gerçek yaşamda karanlık; ‘ışığın yokluğu’na verilen addır… Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız… Gerçekte, biz Newton’un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz…. Fakat karanlığı ölçemeyiz… Bir basit ışık karanlık bir mekânı aydınlatarak karanlığı kırmış olur yani karanlığı geçersiz kılar… Çünkü gerçekte karanlık yoktur,
Biliyormusun dua ettim ben sana haberin yokken Dedim yarabbi bunu okuyan kulunun ömrünü gökyüzü gibi berrak eyle Eşine çocuklarına güzellik eyle onu ailesine ailesini ona bağışla Bu duaya amin diyen kulunun annesine babasına kardeşlerine iyilik eyle Ölmüş olanlarının kabrini nur mekanlarını cennet eyle Dedim allahım biz birbirimizi tanımıyoruz ama senin rızan için dualar ediyoruz Bunu okuyan gözleri ve senin aşkınla atan kalbi hürmetine onu ve sevdiklerini dara düşürme Hanesine huzur gönlüne mutluluk lutfeyle Evet tamda sana ettim bu duayı kimsin nerdesin bilemem ama şuan orada yağsın üzerine rahmet yağmurları Bugün bu dünyada bir amin deyişine yarın ahirette bin melek şahidin olsun Alemlerin ve kainatın sevgilisi olan peygamber efendimiz en güzel umudun olsun Yürüdüğün her yerde yolların açık Baktığın her yerde ufkun sonsuz ve birgün varacağın son durakta Firdevs cenneti senin olsun Bak ben sana dua ettim şimdi sende bir Fatiha oku hediye et alemlerin efendisine ve mübarek ailesine Allah senden ailenden ve bütün sevdiklerinden razı olsun.