Anlamadım nasıl oldu,
o da bir şey anlamadı;
güneş battı,
ay doğmadı,
yıldızlar parlamadı,
yağmur düşmedi,
bir köpek geçti önümüzden
onu seyretti topal kedi.
İşte böyle dedim;
ben hep,
diğer tarafındayım yaşamın.
Bir şey sormadı,
bende söylemedim…
Velevki,
bir damla yaştı
gözlerinden süzülmeyi bekleyen,
ağlayamadığım.
Ve belki,
bir daha yaşanmayacak
hiçbir aşk
kor alevlerin közünde.
Ve bazen,
aklıma düşünce gülümsemen,
güzel değil
hiçbir kadın senden.
Ağır bir şizofreni bendeki; hiçbirinizin görmediği ve duymadığı...
Beynimi bir duvara vurarak parçlamak istiyorum çoğu geceler.
Nefes almak öylesine zor ki; her nefeste ciğerine kin ve öfke doldurmak...
Biliyormusun bu hissi?
Yalnızlıktan şikayet ettiğimi sandın senelerce doktor ; oysaki zihnimin içi o kadar kalabalıktı ki.
Sesler, sesler ve sesler...
Zihnim terkedilmiş pazar yerlerini andırıyor; zihnimin asfaltında çürümüş meyve ve sebzeler...
Seslerden bahsetmiş miydim?
Bazen çok korkuyorum doktor , intihar etmekten...
Oysa öylesine çekici bir duygu ki bu...
Bazen antidepresanlara ve alkole inanasım geliyor.
Ne istediniz benden?
Ben ne yaptım lan size diye bağırırken buluyorum kendimi doktor aynadaki yansımama.
Yeter doktor sarma daha fazla elimi nede olsa yine kan olacak. . .