Alpay Şirin

Alpay Şirin
@Osirisis
Primum non nocere
Sen bak nasıl donup düşüyor nağmeler yere Sen bak nasıl benizler uçuk, nazreler melûl, Sen bak sitâreler nasıl âmâde-i ufûl
Sayfa 304 - Ötüken Neşriyyat·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Mahzunluğun baygınlık derecesini bilir misin? Evet, eşyanın üzerine ince bir sis çöker. Peşinden bir utanç. Bu defa çok şiddetli. Boğucu ve haykırtıcı. Nasıl? Bağırmak istiyor: Nasıl? Ben bu mahluku anlamakta nasıl bu kadar geciktim? Nasıl, evvela onu nasıl en seçme hislerimin mevzuu olmaya layık görebildim? Nasıl ve ne biçim bir körlükle, nasıl nasıl, hangi zaaflar tarafından itilerek, nasıl, hangi idraklerin felci içinde, nasıl, derece derece ve birçok uyandırıcı işaretlere rağmen nasıl, zaman zaman içimi altüst eden keder fırtınalarının mânâsına karşı tasasız kalabildim? Ve nasıl, -haykırmak istiyorum- nasıl, fakat nasıl... Canım benim, Samim, Samimciğim, benim bir tanem -bırak bu santimantalizmi, bırak ve cevap ver- nasıl diyorum, nasıl, çıldıracağım, nasıl, nasıl ona kadar yuvarlandım? Bu kız, Yarabbi, bu kadın, nasıl, bu karı, of, bu mahluk nasıl benim hislerimin tarihine ve içimin en mahrem galerisine, sonunda kovulmak için bile olsa, nasıl, nasıl girebildi? Nasıl, ben onu nasıl, hayatımın hiçbir anında inmediğim bir aşağılık çizgisinden tanımaya razı oldum? Nasıl, Allah'ım, nasıl, onu hayalinin bile erişemeyeceği mertebelerin, süzülmüş maneviliklerin kızı olmaya doğru götürebileceğimi sandım, çırpındım, çırpındım. Ve nasıl -hayvan!- Affet beni, et aziz içim, affet- nasıl fakat, ruh radarlarının ve sayısız his intikallerinin ince delaletlerine ve hele nasıl bazen en haykıran işaretlerin şakağımdan itercesine ihtarına rağmen, şüphesiz derinden derine anlamadığım, anlar gibi olduğum hâlde, nasıl ve niçin ona düştüm? Boğuluyorum, haykıracağım, dur bak, sakin ol...
Sayfa 303 - Ötüken Neşriyyat·Kitabı okudu
Edebiyat
O kan sence o kadar kıymetli ise, ziyan etme. Kanlı kavgalara lüzum yok. His münasebetlerinde, halkla bizim aramızdaki fark budur. Halk sevginin veya alakanın objesini ortadan kaldırmakla meseleyi kestirme halledebileceğini sanır ve sevdiğini öldürür. Biz meselenin dışarıda değil, hatta senin meselende içimizde halledilebileceğini daha çok anlarız. Çünkü dâvâ yalnız sevgili ile kendimiz arasında değil, asıl dava kendimizle kendimiz arasındadır. Seviliyi dışarda öldürmek neye yarar? İçimizde yaşadığı müddetçe, biz sadece bir şeklin katili olmakla kalırız. Onu içimizde öldürebilmeliyiz. Unutmak budur. Tereddüdün lüzumsuz. Rezil etmek veya öldürmek, yani mânen veya maddeten öldürmek, verdiği zafer gururu ne olursa olsun, meseleyi halletmez.
Sayfa 277 - Ötüken Neşriyyat·Kitabı okudu
Edebiyat
Hem evet hem hayır
İnsan ya geleneklere karşı koyup açık ve cesur yaşamalı, yahut da, inandığı bazı kıymetler varsa, onlar için fedakârlık yapmalı. En çirkin şey ikisine birden sahip çıkan mürailiktir.
Sayfa 269 - Ötüken Neşriyyat·Kitabı okudu
Edebiyat
Başımın içi uyku dolu. Yatmalıyım.
Sayfa 245 - Ötüken Neşriyyat·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam