Özgün Coşkun

Özgün Coşkun
@Ozgun_Coskun
Yıldız Teknik Üniversitesi
Şişli
Istanbul
803 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
7/10
·160 syf.··
2021 17. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 21 Mart 2021 17:59
Suat Derviş okumak da bir tür bağımlılık yaratıyor. Sade anlatımı, toplumsal konulara eğilimi ve bunu yaparken de sıradan insanlar üzerinden hikayesi aktarımı eserlerine ayrı bir akıcılık katıyor.
Aksaray'dan Bir PerihanSuat Derviş · İthaki Yayınları · 2022280 okunma
Bugun buna başlayacağım
İyi okumaler dilerim size. Ben beğenmiştim, umarım siz de beğenirsiniz

Özgün Coşkun

, bir kitap okudu
7/10
·383 syf.··
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Aralık 2025 21:25
·
2025 52. kitabı
Selim Erdoğan (Hidrojeolog)
9.3/10 · 511 okunma
Çok beğenerek okumuştum. Filmi çekilse müthiş olur. Devam kitabını da tavsiye ederim. Keyifli okumalar.
Bu kitap hakkında epey övgü duydum. Kurtuluş savaşı dönemini anlatan eserleri seviyorum. Umarım dediğiniz gibi bu kitabı da beğenirim
9/10
·80 syf.··
2025 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2025 00:16
ALBAY’A MEKTUP YOK, Kitap İncelemesi Kolektif Kader nedir?
Edebiyat
Albaya Mektup YokGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202010,2bin okunma
Umut Etmek ile Beklenti kelimeleri ile ilgili Türkçe'de çok büyük fark yok. Umut kelimesinin içinde daha fazla duygusallık varken beklenti biraz daha kurumsal bir anlam taşıyor. İngilizcede ise durum farklı Hope ve Expectation. Dickens'ın efsane romanı Büyük Umutlar'ın orijinal adı Great Expectations. Neden Great Hopes değil? bu soru aslında senin de incelemende bahsettiğin kollektivizm ile ilintili. Zira Hope kelimesi ingilizcede bireysel bir kavramdır. Kişinin kendi umududur. Ancak expectations ise toplumsal beklenti anlamına gelir. Birşeylerin değişme umudu, expectation...
Umut: İçten doğar, belirsizliğe rağmen yaşar. Aklın rehberliğinde doğduğunda insanı eyleme iter; çünkü kişi, doğanın düzenine, tabiatın adil yasalarına güvenerek kendi gücünü gerçekleştirmeye yönelir. Bilir ki insan doğru bir his taşıyorsa tabiat ona hakettiğini verecektir. Beklenti ise dıştan yönelir, karşılık bulmazsa kırılır. Umut, akılla kontrol edip yönetilemezse beklentiyle birleşir oradan da köleliğe dönüşür. Umut ve içeriden yarattığı his, akılla beslenirse insanı özgür kılar, tabiatı anlamasını sağlar, anlayarak sever, hisleri erdeme dönüştürür. Beklenti ise her hâlükârda bağımlı kılar. Ummak, insanı eyleme sürükleyen itici bir güç; beklemek (beklenti) ise pasif ve durağandır. Pasif ve hissiz bir eylem olan beklemek, toplumları bağımlı kılmaktan başka bir işe yaramaz. Böyle toplumların insanına da halkına da Mektup yoktur. Ancak bir Albay çıkıp da içinde kolektif bir umudun ruhunu taşırsa umudun toplumlara sirayet eden huyu, ölü uykusundan uyanır, çalışmaya başlar; o zaman Albaya Mektup Var diyebiliriz.
Milli Eğitimimiz 27 Aralık 1949'da imzalanan ve "Fulbright Antlaşması" olarak da anılan "Türkiye ve ABD Hükümetleri Arasında Eğitim Komisyonu Kurulması Hakkındaki Anlaşma "nın sonucu olarak, bütünüyle Amerikalı uzmanlar ve CIA tarafından, Amerikan çıkarları doğrultusunda biçimlendiriliyordu.
Alıntı
Milli eğitimi millisizleştirmeye başladığımız anlaşma...
Şu an soruyorlar "neden müfradatlarda gerçek tarih yok?" işte bundan dolayı yok...