O esrarlı yangına bu can nasıl dayandı
Sahile vurdu kalbim, su yandı; kum da yandı
Bir mum gibi eriyip aktı uykusuzluğum
Ölüme başkaldıran dertli uykum da yandı
Yurdundan mahrum edip dolaştırdın Cem gibi
Ruhumla söndü alev, sonra ruhumda yandı
Kül oldu bir yiğidin figânıyla her umut
Bülbülün küllerine konan puhum da yandı
Böylesi bir yangını görmedi Nemrut bile
Kaktüsün gölgesinde nazlı âhum da yandı
Âh'ımdır zannederdim en belâlı kıvılcım
Kirpiğine dokunan kanlı âhım da yandı
Bir damla su ver bana ey çöl, bari sen küsme
Kalmadı hiçbir şeyim, bak, günâhım da yandı
Yenilgiler bir tûfan gibi çöktü üstüme
Ülkem yıkıldı; heyhât, ordugâhım da yandı
Köleleri her akşam duman kıldı gözlerin
Başıma tâc ettiğim pâdişâhım da yandı
İlk defa böylesine tutuştu gökkuşağı
Renklerin siyah oldu ve siyahım da yandı
O'ndan başka ne varsa yandı; yandık sen ve ben
O'nu göreyim diye, kıblegâhım da yandı