“Kendini zamana uyarlamış bir varoluş sancı kitabı” diyerek başlamak istiyorum. Pişmanlıkları içinde boğuldukça varoluşunu tamamlayamayan Nora hepimizin yerine konuşturulmuş kitapta. Her şeyi yarım bırakan hiçbir şey olmak istemeyen bir kadının intiharı ile gelen bir şans. İntihar ettiği an gözlerini “ Gece Yarısı Kütüphanesin” de açar. Burası, olmak istediği veya yarım bıraktığı bütün hayatları yaşamasına imkan veren zamanın durduğu bir yerdir. Zamanında yaşamadığı için pişman olduğu her şeyi yaşayınca anlar ki pişmanlığı yersizdir. Farklı hayatlarda çok farklı kişiliklerde ve yerlerde olup yarım kalan her şeyi tamamlar ama mutlu olmaz. Çünkü anı değil geçmişin pişmanlıklarını yaşar. İyi bir yüzücü, iyi bir anne, popüler bir sanatçı veya buzulbilimci olan Nora hiçbir hayatta kalmayı isteyecek kadar mutlu olmaz. Asıl eksiklik sevmek ve sevilmektir.
Kitap felsefe, bilim, bilimkurgu ile yoğrulmuş. Noranın çektiği sancı yaşamayı istemeye karar verip geçmişi ve yaşayamadıkları uğruna üzüntü duymaktan vazgeçtiği anda son buluyor.
Ben Noranın anne olduğu kısımda kalmasını çok istemiştim ama Nora da orda kalmayı istediği anda ölmekten vazgeçtiğini yaşamak istediğini anlayınca gerçek yaşama döndüğüne şahit oldum.
Her ne olursa olsun bütün olumsuzlukları işe hayatı kucaklayıp pişmanlıklara takılmadan anı yaşamanın ne kadar gerekli olduğunu hatırlattı bana bu kitap.
Sevmek ve sevilmek için bir çok bahane bulabilir ve bunlara tutunabiliriz. Yeter ki Yaşamak isteyin güzeli de çirkini de.
Kesinlikle tek solukta okunabilecek bir kitap. Şiddetle tavsiye ediyorum.