SUSMAZ kim sus dese de beynimdeki tanıdıklarım.
Kalmaz damarımda asaletten yoksun varolamamışlar.
El ver anlatsın yüreğim ısıtabilirsen.
Bir ben varım ,ben yoksam sen kimsin zaten.
Gelecek yıllarıma bir ben döşensem tuzak diye.
Bir aklı selametimi kaybetip, düşsemde kalp için infazıma yol olmuş sana.
Ve şimdi bir ben kalamasamda hüsran olan sonuçlarda bile.
Yine de sen ben dedin ya boynum kıldan ince.
Varsın bir daha toprak üstünde görmeyeyim güneşi,
Varsın bir yudum bile acı hissetmesin kalbim,
Varsın iki yazıdan olsun ibaretim...
Bazen kılık değiştiriyorum. İstiyorum ki ben bile bende olmayayım.
Hıhh!!!!
Ben bile beni tanımazken,bir bakıyorum ki kumaşım ezber edilmiş.
Bu kadar göz alıcı ve akılda kalıcı olduğumu ben bile bilmiyordum.
Ne sen, insanlıkla ilgisi bulunmayan savcı, ne namusundan şüphe ettiğim siz polisler, ne yalancı tanıklıkla özgürlüğünü değiş-tokuş eden sefil Polein, ne iddia makamının görüşünü ve olayları yorumlayış şeklini benimseyecek kadar alçalan jüri üyeleri, “İnsan Yiyen”e lâyık ortaklar olan mubassırlar… Kimse, hiç biriniz ne kalın duvarlar ne de Atlantik üzerindeki bu yitik adanın uzaklığı, maddî ve manevî hiç bir şey, yıldızlara doğru yükseldiğimde yolculuğumun pembeyle renklenen mutluluğunu bozabilir.