Kitap her bakımdan çok zengin.
Konu, karakterler, olaylar.
Hele ki olaylar... Özelliklere sonlara doğru öyle bir karmaşa oluyor ki her sayfada "Daha fazlası olamaz." diyorsunuz kendi kendinize.
Ve oluyor.
Size ters köşe yapacak ve siz bunu anlayamayacaksınız bile.
"Sahiden de hiç hatırlamıyor musun beni?"
Çilden çıkmış bir bakış attım ona. "Senin kadar sinir bozucu kim olsa hatırlardım herhalde."
"Ama hatırlamıyorsun. Hem de bu delicesine yakışıklı ve unutulmaz gülümsememe rağmen."
Kitabın sonraki sayfasını çevirdiğimde bittiğini fark ettim ve sonu beni çok boşlukta bırakmıştı fakat birkaç hafta sonra fark ettim ki işaretlediğim yerleri neredeyse her gün okuyordum.
14 yaşındayım ve karakterimizin kaybını kendi kayıplarımla bağdaştırabildim. Bu bana özel bir şey de olabilir ama karakteri sanki gerçekmiş gibi hissettim.
Aslında her insan bu kitaptan farklı dersler çıkarabilir, farklı duygular yaşayabilir, bence kitabın sevilmesini sağlayan şeyde bu; İnsanın acılarına, çocukluğunda yaşadıklarına değiniyor.