Elektrik tellerini sevmezdim,
Lakin konan kuşa bir şey diyemezdim.
Taştan ve betondan nefret ederdim,
Lakin asfaltta açan çiçeği uzun uzun seyrederdim.
İnsanların kibrinden nefret ederdim,
Lakin iyiliğin hala tükenmediğini de bilirdim
Savaşların milyon yıl sürüp gideceğini düşünürdüm
Lakin bir gün bir kahraman çıkacağına da inanırdım
Ezilmenin, zulmün, kargaşanın arasında düşüp dururdum
Lakin ne zaman düşsem daha kuvvetli kalkardım
Görebildiğim her şeyden daha uzağa gitmek isterdim
Lakin beni yakına bağlayan bir şey vardı içimde hissederdim
Belki de diyorum kendi kendime
Belki de görebildiğim her şeyin
Bana yakın gelen kısımlarını severdim
Belki de görebildiğim her şeyin
Seni anımsatan hallerini severdim.
Bazen endişeli gözlerle olan biteni izleyen
Küçük bir çocuk gibi davranabilirim.
Kırabilirim, bunu tamir etmekte de zorlanabilirim.
Lakin gökyüzü hala tepemde
Ve kuşlar hala yüreğimde olduğu sürece
Mutluluktan uçmak benim de hakkım olacak.
O gün bugün olmayabilir ama
Bir gün her şey çok güzel olacak.
Sevmek, ikimizin de taşıyabileceği bir yük, sevelim.
Bir ağaç görürüz belki, altında düşlerimize dokunalım
Saçlarımın arasında gezen parmakların
Başıma gelen en güzel şeydir farkındayım.
Ve farkında olduğum bir şey daha
Yaşamak gibi geliyorsun bana
Deli dolu, anlamlı ve önemli
Kuş olsam “uçuyor” derlerdi
Oysa ben zaten bir kuştum
Belki gökyüzünde değil ama
Kendime uçacak bir yürek bulmuştum.
İnsan içine çıkmamı
Kalabalığın arasına karışmamı
Onlardan biri gibi olmamı istiyorlar
Oysa bilmiyorlar
Yüzme bilmediğim bir kalabalığın içinde
Defalarca boğulmuşluğum var benim.