Tuncay Günaydın

Dün bu saatlere kadar babamın gözündeki değerimi henüz kaybetmemiş olduğumu hatırlayınca sanki aramızdaki sevginin de tıpkı içerideki hava gibi bir yerlere tıkışıp kaldığını düşündüm.
Sayfa 164·Kitabı okudu
Annem sesi babamı uyandırmaya yetmeyen araba anahtarlarını avucumun içine uzattı.
Sayfa 165·Kitabı okudu
He az yatıyor anne başı ağrıyormuş da diye yalan söyledi annem.
Sayfa 163·Kitabı okudu
O sırada bir tren daha büyük bir gürültü ile geçince ihtiyacım olan şeyin belki de beni bulunduğum yerden çok uzaklara götürecek yavaş ve sakin bir tren yolculuğu olduğu hissine kapıldım ve insanın en çok mecbur olmadan yapacağı bir yolculuktan keyif olacağını düşündüm.
Sayfa 144·Kitabı okudu
Yıllar sonra bir makalede bunun insan beyninin sürekli maruz kalınan uyaranlarda artık bir tehlike ya da fayda sezmemesi sonucunda dikkat gibi kıt bir kaynağı bu önemsiz olaylar için harcamamaya karar verdiği için bu uyaranların artık fark edilmez olduğunu okumuş. bu konu bana oldukça ilginç gelince insanoğlunun tıpkı bu uyaranlar gibi hayatındaki pek çok şeyi yitirmek derecesinde kanıksadığına bunların en başında ise doğup büyüdüğümüz kültür ve şehrin olduğuna dair bir makalede yazmış makalemi beklediğim ilgiyi çekmeyince konuyu yeterince açıklayamadığıma ve insanların bu meselelere bu denet duyarsız oluşuna bozulmuştum.
Sayfa 133·Kitabı okudu