Hilal'ın Kapak Resmi
Hilal, bir alıntı ekledi.
17 Kas 16:18 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

İlişkilerini bıraktıkları noktadan sürdürmek, dört ay giyilmeyen bir ceketi sırta geçirivermek kadar kolay olacak mıydı?

Denizi Yitiren Denizci, Yukio MişimaDenizi Yitiren Denizci, Yukio Mişima
Hilal, bir alıntı ekledi.
17 Kas 16:16 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Ne böylesine popüler bir şarkının derinlerine saklanmış duygularımı hissedebilir, ne beni zaman zaman ağlatan can yakıcı o atmosferi tadabilir ne de erkeklik gururumla dolup taşan yüreğimin karanlık tarafını görebilirdi bu kadın. Öyleyse benim için et parçasından başka bir şey olmayacaktı.

Denizi Yitiren Denizci, Yukio MişimaDenizi Yitiren Denizci, Yukio Mişima
Hilal, bir alıntı ekledi.
17 Kas 15:57 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Benim özel bir kaderim olmalı; sıradan insanlara bahşedilmeyecek, salt benim için var edilmiş parlak bir yazgı.

Denizi Yitiren Denizci, Yukio MişimaDenizi Yitiren Denizci, Yukio Mişima
Hilal, bir alıntı ekledi.
17 Kas 15:56 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Benim kaderim bir tek şeydir, o da şan ve şeref, evet, şan ve şeref! Ne tür şan şeref özlediğini ya da ne tür şan şerefe uygun olduğunu bilmiyordu. Sadece, dünyanın karanlıkları içinde bir yerlerde salt kendisi için var edilmiş bir ışıklı nokta olduğuna ve günün birinde bu ışığın salt kendisini aydınlatmak için yaklaşacağına inanıyordu.

Denizi Yitiren Denizci, Yukio MişimaDenizi Yitiren Denizci, Yukio Mişima
Hilal, bir alıntı ekledi.
17 Kas 15:53 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Ne karanın ne denizin malıydı. Belki de karadan nefret eden birinin karayı hiç bırakmaması gerekirdi. Kıyıdan kopup yabancılaşma ve uzun süreli seferler, giderek insanı karadaki yaşantıyı düşlemeye zorlar, onu nefret ettiiği bir şeyi özlemenin anlamsız acılarına sürüklerdi.

Denizi Yitiren Denizci, Yukio MişimaDenizi Yitiren Denizci, Yukio Mişima
Hilal, Denizi Yitiren Denizci'yi inceledi.
17 Kas 15:39 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Asıl adı Kimitake Hiraoka olan Mişima çağdaş japon edebiyatının en önemli yazarları arasında kabul edilmiş. Bir kaç kez Nobel Edebiyat Ödülü'ne aday gösterilmesine rağmen alamamış, en yakın arkadaşlarından birisi ödüle layık görülmüş. Yazar Japon geleneklerine bağlı,milliyetçi ve ülkesinin modernleşmesini, değerlerini yitirmesini kabullenememiştir. Bu nedenle kendisinin de üye olduğu Tate No Kai(Kalkan Cemiyeti) grubundan dört arkadaşı ile birlkte Tokyo'daki silahlı kuvvetleri basmış ve komutanı bağlayıp kendi talimatlarını okumuşlar. Daha sonra da Mişima seppuku yöntemiyle kendini öldürmüş ve arkadaşı da intiharın tamamlanması için yazarın başını kılıçla kesmiş. Seppuku; geleneksel Japon intihar biçimi olarak adlandırılıyor. Toplumda daha çok hara-kiri olarak biliniyor ama daha profesyonel bir terim olarak samuraylar arasında seppuku adıyla kullanılıyor. Kişinin temizlenip beyaz bir kıyafet giydiği, en sevdiği yemeği yediği ve daha sonra da bıçağı karnına saplayıp döndürerek iç organlarını parçalamasını simgeliyor. 'Kaishakunin' olarak adlandırılan yakın arkadaşı ve güvendiği bir kişi tarafından da başı kılıçla kesilerek intiharı sonlandırılıyor. Bu yöntemden detaylı olarak bahsetme sebebim hem çok acımasızca ve bilmediğimiz bir yöntem olması, hem de bu akdar başarılı bir yazarın hayatına bu şekilde son vermesinin yaptığı etkiden kaynaklanıyor. Aslında düşündüğümüzde geleneklerine bağlı birisi olması, ülkesinin bunu kaybedişini hazmedememesi etkilidir. Bu nedenle çokta şaşırmamak gerekir. Seppuku yöntemindeki esasiyetin samurayın hayatı boyunca beklediği ölüme kendi elleriyle kavuşması olması da yazarın iç dünyasını ifade etme yöntemi olmuş.

Kitap içeriğine gelecek olursam, 13 yaşındaki Noboru ve dul annesi Fusako'nun ilişkisini, hayatını ve hiç beklemediği bir zamanda hayatlarına giren denizci Ryuji'yi anlatmaktadır. Sık sık çocuğun iç dünyasına ve hayata bakış açısına yer verilir. Denizci Ryuji çocuğun gözünde yücedir ve bilgisi, yaptğı iş onun için önemlidir. Ama Ryuji bu işi bırakıpta onlar ile bir aile kurmaya karar verdkten sonra Noboru gözünde küçülür. Çocuk arkadaşlarıyla bir ergen çetesi kurmuştur ve burada hayata olan farklı bakış açılarını paylaşırlar. Belki de yazar bu çeteyle kendi grubunu simgelemiştir ve kendi bakış açısını onlar üzerinden sergilemek istemiştir. Grup öğretmenlere ve babalara karşıdır ve onları kötü olarak görür. Çünkü öğretmenler ve babalar onları yönetmeye çalışır, hayata karşı büyük günahlar işlerler. Ayrıca grup şiddet yanlısıdr ve ölümle yüceleceklerini düşünürler. Bir toplantıda grubun şefinin sözü şöyledir: "Gerçek tehlike yaşama eyleminin ta kendisidir." Ölümü yüceltirler ve erkekliğin şanının yufka yürekli olmamak olduğunu da düşünürler. Bütün bu görüşler aslında bize yazarın iç dünyasını karakterler üzerinden anlatmasıdır. Çocuk grubunun görüşlerinin nihilizm felsefesini yansıttığı söylenir. Kitabın sonu beni çok şaşırtmıştı ve biraz yarım kalmış duygusu vermişti.

Okunması gereken ve derin bir eser. Yüzeysel olarak bakıldığında basit görünen ama aslında buz dağının görünmeyen kısmının çok daha büyük olduğu bir eser. Çünkü yazar kendi bakış açısını kitaba fazlasıyla yansıtmış.