Ürkünç makineler ve korku salan silahlardan oluşan bir çelik ve beton dünyası; uygun adım yürüyen, hepsi aynı şeyleri düşünen ve aynı sloganları atan, durmadan çalışan, savaşan, zafer kazanan, zulmeden bir savaşçılar ve bağnazlar ulusu. Bir dünya düşünün, attığınız her adım, söylediğiniz her söz, yüzünüzde ki en küçük mimik bile izleniyor. Düşünemezsiniz, hissedemezsiniz, sevemezsiniz, sevilemezsiniz sadece içi boş bir kabuk olarak var olabilirsiniz. Peki bu ruhsuz kalabalığın içinde yaşayıp giderken bir ruhunuz olduğunu fark ederseniz ne olur?
Okurken derinden sarsılacağınız, midenize yumruk yemiş gibi hissedeceğiniz bir eser. Günümüzde yaşadığımız benzerlikler insanı gerçekten korkutuyor. Hangi dönem okunursa okunsun o dönemi yansıtacak ve güncelliğini asla kaybetmeyecek kalıcı bir eser. Acaba bizlerde bir distopyanın içinde mahsur mu kaldık? Mutlaka okuyun ve cevabını kendiniz bulun..