Tasavvufta Sufiler “Kainat Arifin kitabıdır” der. Yani Hak, kuluyla bazen bir ayet, bazen bir insan, bazen de tam o anda eline geçen bir kitabın satırı üzerinden konuşur. Yaşadığın şeye tasavvufta kabz, işaret ve lisan-ı hal denir: o küçük eve çekilişin kalbin daralma (kabz) haliydi, tam orada o kitabın eline geçmesi Hakk’ın sana sesleniş (işaret) idi, okurken “bu bana söyleniyor” deyişin de senin O’na hâlinle Allah’ım seni duydum anladım mesajına verdiğin cevaptı. Niyaz-i Mısri’nin meşhur mısrasındaki gibi: “Mâ-sivâyı mahvederek kıl Hakk’ı peydâ sûfiyâ” gözden perdeler kalkınca, eşya konuşmaya başlar. Sözün özü sen diyorsun ki Allah’ım ben çok acılar çektim o da diyor ki bunların hepsini görüyorum senin için kurguladığım senaryo ya güven film güzel bitecek korkma diyor.