1974 ‘te yazılmış, ütopik bir bilim kurgu olarak geçiyor kitabımız. Ne anarşist, ne de devletçi bir ütopyadan bahsedilmediği için sevgili Ursula ‘‘Mülksüzler’’ kitabına ikircikli bir ütopya der.
Shevek’ in Anarres’in kurak, verimsiz, zor yaşam koşullarında paylaşımcı anarşizm dünyasında ki toplumsal vicdanın desteği ile örülen duvarlar içerisinde insanın değişmeyen iktidar hevesli bürokrat özentiliğine karşı anarşist olmasını,
Urras’ın verimli, kolay yaşam koşulları sunan, kapitalist, totaliter, çıkarcı dünyasında ki cehennem gerçeğini görüp eşzamanlı olarak gidiş ve dönüş yolculuğunu, duvarlarını yıkarak değişimini tamamlamasını, kendi hayatımızı sorgulayarak okuyoruz.
‘‘ Sahip olmak yanlıştır. Paylaşmak doğrudur. Tüm benliğinden, bütün o geceler ve günler boyunca tüm yaşamından başka neyi paylaşabilirsin ki’’ syf 48
Bana bu cümleler Nazım Hikmet ‘in ‘Yaşamaya Dair’ Şiirini hatırlattı.
……….
Yahut kocaman gözlüklerin,
Beyaz gömleğinle bir laboratuvarda
İnsanlar için ölebileceksin,
Hem de yüzünü bile görmediğin insanlar için,
Hem de hiç kimse seni buna zorlamamışken,
Hem de en güzel en gerçek şeyin
Yaşamak olduğunu bildiğin halde...
Vermediğiniz şeyi alamazsınız, kendinizi vermeniz gerekir.
Devrimi satın alamazsınız.
Devrim’i yapamazsınız.
Devrim olabilirsiniz ancak.
Devrim ya ruhunuzdadır, ya da hiçbir yerde değildir.
Duvarları yıkalım, ruhlarımız devrimle dolsun, değişim tüm ömrümüz boyunca sürsün…