Romanın en güçlü yanlarından biri kadın karakterlerin zekası ve stratejik düşünme biçimleri. Yazar, kadınları pasif ya da yalnızca kurban rolünde sunmak yerine, olayları yönlendiren, manipüle eden ve gerektiğinde oyunu tersine çeviren karakterler olarak kurguluyor ki bunu çok sevdim. Bu da hikayeye ciddi bir derinlik ve dinamizm katıyor. Okur olarak onların hamlelerini izlemek hem hayranlık uyandırıyor hem de “bir sonraki adımda ne yapacaklar?” sorusunu sürekli diri tutuyor.
Final ise bütün bu gerilimin karşılığını veren, tatmin edici bir kapanış sunuyor (en azından benim için öyle oldu.) Parçalar yerli yerine oturuyor, sırlar açığa çıkıyor. Yaşadığım zihinsel yorgunluğun boşa gitmediğini hissettim. Son sayfayı kapattığınızda hem “oh be” diyorsunuz hem de uzun süre kitabı düşünmeye devam ediyorsunuz.
Özetle, kitap zekice kurgulanmış kadın karakterleri, psikolojik derinliği ve sinirleri zorlayan anlatımıyla (aldatma teması herkes için kolay değil) kolay hazmedilen bir kitap değil ama tam da bu yüzden etkileyici. Gerilim seven, psikolojik oyunlardan hoşlanan ve rahatsız edilmeyi göze alan okurlar için güçlü bir öneri. Ben sevdim.